Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Tarımsal Bilgi

4 tane "pazarlama" etiketli yazı bulundu "pazarlama" tagli diger ogeler resimler , videolar

Tarım Kredi “Büyüteç” altında

bedrettin yıldırım TRT 2’de canlı olarak yayınlanan ‘Büyüteç’ isimli programın canlı yayın konuğu olan Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, önemli açıklamalarda bulundu.

Türk tarımının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, “Dünya yeniden gıdaya yöneldi. Aracınıza binmeden hayatınızı sürdürürsünüz ancak ekmek bulmadan hayatınızı sürdüremezsiniz” diye konuştu.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, 11 Haziran Çarşamba günü TRT 2’de Hakan Aslan’ın sunduğu ‘Büyüteç’ isimli programın canlı yayın konuğu oldu. Türk tarımının masaya yatırıldığı ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin çalışmalarının anlatıldığı programda Yıldırım, yapılacak projeler hakkında da bilgi verdi.

Çiftçilerimizle birlikte hüzünlenir onlarla seviniriz

Konuşmasına Tarım Kredi Kooperatifleri’nin Türk Çiftçisi için ne anlama geldiğini belirterek başlayan Yıldırım, “Tarım Kredi Kooperatifleri, Türk çiftçisiyle özdeşleşmiş bir kurum. Köylümüz için çifttçimiz için Tarım Kredi Kooperatifleri bankadır orda. Biz Ziraat Bankası kadar eski bir kuruluşuz. Uzun yıllardır çiftçilerimizin girdelerini karşıladık. Yaklaşık 2 bin noktada çiftçimizin tarımsal tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Zirai Donatım Kurumu çekilince doğan boşluğu Tarım Kredi doldurdu. Kayıtlı olan olmayan Türkiye’deki tüm çiftçilere hizmet veriyoruz.

Çiftçilerimizle sadece maddi bir bağımız yok. Biz köyde onlarla birlikte hüzünlenir onlarla birlikte seviniriz. Böyle bir duygu yoğunluğu var aramızda.” ifadelerini kullandı.

Gıda enerjinin önüne geçti

Dünya da artık gıdanın enerjinin önüne geçtiğini belirten Yıldırım, tüm çalışmaların bu doğrultuda önem kazandığını, Tarım Kredi olarak gıda konusunda üretimden, tüketime, ambalajlanmasından pazarlanmasına kadar her yönüyle çalışma yaptıklarını vurguladı.

Yıldırım, “Gıda artık dünyada en önemli gündem maddesi haline geldi. Küresel ısınma ile birlikte gıda önem kazandı. Enerji de çok önemli ancak gıda son yıllarda önemini artırdı. Aracınıza binmeden hayatınızı sürdürürsünüz ancak ekmek bulmadan hayatınızı sürdüremezsiniz. Dünya yeniden gıdaya yöneldi. Bu saktöre destek vermek yeniden büyük önem kazandı. Biz bu konuda gayret gösteriyoruz” dedi.

Yıldırım, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

2,1 milyar YTL krediye ulaştık

2002 yılında Tarım Kredi ve Ziraat Bankası’na çiftçi borçlarından dolayı bir kilitlenme oldu. Çiftçilerimiz kapımızın önünden geçemiyordu. İlk kez çiftçi borçları yapılandırıldı. Biz bu sayede ortaklarımızla bir barış anlaşması yapmış olduk. 2003 yılında Tarım Kredi 330 trilyon kredi kullandırmıştı. Yüzde 59 faizle veriyorduk. Bu ödenmediği takdirde faiz oranı yüzde 80’lere çıkıyordu. 2003 yılından sonra borçlar yapılandırıldı ve istikrarlı ekonomi sayesinde her yıl çiftçilere götürdüğümüz krediyi artırdık, maliyetini de düşürdük.

Bugün 2007 yılı sonu itibariyle kullandırdığımız kredi miktarı 2 milyar YTL oldu. Bu yıl için ise 2 milyar 100 milyon YTL’yi aşmış durumda. Faiz aralığı ise yüzde 7-13 arasında. Ayrıca çiftçilerimiz krediye ulaşabilmek için çok meşekatli bir yol izliyorlardı. Kredi alabilmek için 20 kefil bulmak zorundaydılar. 20 kişi birbirine müteselsil kefalet yöntemi ile kefil oluyordu. Paranın geri dönüşünde ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. Bugün verdiğimiz kredinin geri dönüşü yüzde 90-95 oranında. Kuraklıktan dolayı bazı sıkıntılar yaşandı. Yinede geri dönüşüm oranı yüksek. Ciddi bir üretim patlaması var. Başka sıkıntılarda oluyor. Çiftçilerimiz, ürettiklerini pazara götürmede, pazarlamada sıkıntı yaşıyorlar. Bu konuda da çalışmalarımızı hızlandırdık. 2008 yılı sonu için 2.5 katrilyon lira kredi rakamına ulaşmayı hedefliyoruz.

Buğday fiyatları bu yıl yükselecektir

Fiyatlarda yükselme bekliyoruz. 3 yıl önce buğday fiyatları dünya fiyatlarının üzerindeydi. Dünyada 150 dolarken, biz 200 dolara alıyorduk. Ama son yıllardaki kuraklık ciddi anlamda hububatı etkiledi. Buğday fiyatları yükselme gösterdi. TMO buna göre önlemler alıyor. Diğer ürünlerde yükseldi. İhracaatın gözardı edilmemesi lazım. İhracaat olmazsa ürün fiyatları düşer. Bunu teşvik etmemiz lazım, çiftçiler kazansın diye. Pazarlama sıkıntısı var. Ürünlerin bekletilmesi söz konusu ise sıkıntılar doğuyor. Üretilen kirazı iki gün içinde satmak gerekiyor, soğuk hava deposuna koyarsan kırk gün kazanıyorsunuz. Bu tür depolama sıkıntıları var. Girdi fiyatları yüzde yüz arttı. Tarımsal desteklerde o oranda artmış durumda. Buna rağmen dünyanın her yerinde tarım sektörü ciddi destek görüyor. Meşakkatli bir sektör. Tabii afetlerin ilk vurduğu sektör tarım sektörü ve bundan Türk ekonomisi kaybediyor. Bazı tedbirler almak zorundayız. Girdiler azaltılmalı ve sübvansiyon edilmeli, teşvikler artırılmalı, arazilerin toplulaştırılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesi, çalışanların sayısının azaltılması gerekiyor.

Rusya’ya giden domates AB’ye gidenden daha temiz

Ben çok dolaşıyorum, haftanın üç günü sahadayım çiftçilerle birlikte oluyoruz. 700 ziraat mühendisimiz sahada. Türkiye’den Rusya’nın anlayışı kabul edilecek gibi değil. Rusya’ya giden domates, AB’ye gidenden daha saf, daha temiz. İkisine de temiz gidiyor. Rusya’nın itirazı niye? Özellikle turizmde avantajları kaybeden İspanya gibi ülkeler bizim ürünlerimizi karalayarak kendi ürünlerini piyasaya sürme peşindeler. Dünyanın her yerinde Türkiye’de üretilen sebzeler çok hızlı tüketildiği gibi aranan ürünlerdir aynı zamanda. Rakip ülkeler bunu çekemiyor. Tarım Bakanlığımızın rakamları ortada. İlaç kalıntısı söz konusu değil. Bakanlığımız bu konudaki çalışmaları devam ediyor. Ama ben yurt dışına giden tüm ürünlerin ciddi tahlilden geçirildiğini biliyorum. Türkiye içinde lokal sıkıntılar olabilir. Her bölgede ziraat mühendisleriyle kontrolleri artırmak lazım. Belki her seranın başında. Çiftçilerimiz bunları bilinçli şekilde kullanmıyor, özellikle ilaç ve gübre konusunda. Türkiye’de yıllık 8 milyon ton gübre tüketilmesi gerekiyor. Ancak şuanda tüketilen miktar 5.5 milyon ton. Toprağın yapısına göre, analiz sonuçlarına göre kullanılması gerekiyor. Ancak buna rağmen; fosfata ihtiyaç varken nitrat atarsanız, nitrata ihtiyaç varken fosfat atarsanız bu doğru olmaz. Ayrıca, kayıt dışı üretilen ilaçlar var. Bu ilaçların çiftçilerimiz tarafından bilinçsizce kullanılması söz sonusu. Ciddi denetim ve bilinçlendirme gerekiyor, bakanlığımızla birlikte bunu yapıyoruz. Bu sorunları geride bırakmak istiyoruz.

Destekleri artırmalıyız

Türkiye’deki desteklerle AB ülkelerinin destekleri çok farklı malesef. Son yıllarda 5.5 katrilyonluk desteği ulaştırdı bakanlık çiftçilerimize. ABD, 50 milyar dolar destek veriyor. AB açık veya dolaylı şekilde ciddi destekler veriyor. Türkiye’de son yıllarda önemli destekler vermeye başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kullandırdığı 2 katrilyonluk kredinin büyük bir bölümü yüzde 7-13 faiz aralığında veriliyor. Normal faiz oranı yüzde 17. Devlet aradaki farkı ödüyor, bu krediyi yüzde 10 sübvanse ederek karşılıyor. Tarımsal destekler daha da artırılmalı. Üretimi artırmalıyız. Biz bunu yapmazsak başka ülkelerin çiftçilerine destek vermiş oluruz. Onların ürünlerini almış oluruz.

Artık Türkiye’de ve dünyada fiyatlar paralellik kazanmaya başladı. Pazarlama için girdilerin düşürülmesi gerekiyor. Rekabet için bu şart. Başka türlü rekabet olmaz. Daha az maliyetle pazara sunmamız gerekiyor.

Çiftçi ürünlerinin pazarlanması gerekiyor

Tarım Kredi Kooperatifleri olarak ürünlerin pazarlanması konusunda ciddi atılımlar yaptık. Son yıllarda çiftçilerimizin ürünlerini almaya başladık başta hububat olmak üzere sözleşmeli üretime ağırlık verdik. Büyük marketlerle anlaşma yapıyoruz. 150 bin tonluk hububat sözleşmesi yaptık. Kiraz, domates, arpa ve ay çekirdeği gibi ürünler başta olmak üzere alıyoruz. Rusya’ya geçtiğimiz yıl domates sattık. Çiftçi ürününü pazarlama konusunda sıkıntıya girerse devreye girip alıyoruz, bu sayede kredi borçlarının ödenmesini de sağlıyoruz.

Artık gübresiz kalmayacağız

İran’daki Razi Gübre Fabrikalarının alınması dünya çapında yapılan bir hamle. Razi’yi bir şirketimiz aracılığıyla aldık. Devletimiz ciddi destek verdi. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız desteklerini canlı şekilde gördük. Türkiye’de gübre fabrikası vardı. Ancak üretilen ürünlerin hammaddesinin yüzde 80’ni dışarıdan geliyordu. Hammadde konusunda dışa bağımlıydık. 2 yıldır başka komşu ülkelerimiz olmak üzere arayışa girdik. Rusya, Romanya Ukrayna, Tunus ve İran’da çalışma yaptık. İran’la ortak bir yatırım yapmak isterken, İran bize ‘özelleştirmeye çıkarıyoruz ihaleye katılın’ diye teklifte bulundu. Devletimizin üst düzey yetkilileriyle paylaştık. Tarım Bakanımızla İran seyahatimiz oldu ve teşvik ettiler, bizde fabrikayı ülkemize kazandırdık. Türk Çiftçisi artık gübresiz kalmayacak. Daha iyi maliyetle gübre alabilecektir. Türkiye bu fabrikayla çok şey kazandı. Türkiye, gübre konusunda Dünya piyasalarında söz sahibi oldu. Düne kadar randevu bile vermeyenler, hep sıkıntı çıkarıp fiyatları yükselten firmalar, geçtiğimiz günlerde Viyana’da bizimle görüşmek için sıraya girdiler. Şimdi ne olur beraber çalışalım diyorlar. Önümüzdeki günlerde tesis fiilen ve resmen bize geçmiş olacak. Genel kurulu yapılacak ve şirketin yönetimi bize devrolacak.

Dünyada gübre fiyatları son yıllarda ciddi yükseliş gösterdi. Bahar gübresinde bu zammı fiyatlara yansıtmadık, çünkü önlemler aldık. Güz gübresinde sıkıntı olabilir. Dap gübresi geçtiğimiz yıl içinde dünyada yüzde 170 artmış, Türkiye’de yüzde 90 artmış. Üre yüzde 92 artarken, Türkiye’de yüzde 64 arttı. Mümkün olduğu kadar artışları üreticimize yansıtmamaya çalıştık. Enerji kaynakları üretime dönüyor. Artışlar bundan dolayı. Arz-talep dengesi bozuldu. Gübre fiyatlarını stabil hale getireceğiz. Fabrikanın üretimini 6 milyon tona çıkaracağız. Sadece Türkiye’nin değil bölgenin de ihtiyacını karşılayacağız. Dünya fiyatlarını Razi’ye göre belirleyecek, ciddi bir oyuncu olacağız.

Yeni yatırımlarımız var!

Tarım Kredi olarak başka hamlelerde yapacağız. Türkiye’ye gübrenin nakli için lojistik bir firma oluşturacağız. Dubai’de pazarlama için uluslararası bir şirket kurmayı düşünüyoruz. Türkiye’de kuraklığı aşmak için ciddi yatırımlara başlıyoruz. Damla-sulama ürünlerinin araç ve gereçlerini üretimiyle ilgili palanlarımız var. Yine seracılık konusunda yatırımlarımız olacak. Antalya’daki plastik fabrikamızı büyüteceğiz. Önümüzdeki günlerde Antalya OSB içinde bir yatırıma imza atacağız. Yem ve gıda sektöründe yeni hamlelerimiz olacak. Balıkesir’de bulunan tesisimizi zeytin üreticilerimizin tüm ürünlerini işleyebilecek şekilde büyüteceğiz. İç Anadolu da yağ üreten tesisimizi büyüteceğiz ve çiftçilerimizin gelirini artıracağız. Türkiye’de çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik tüm araç ve gereçlerin üretiminde aktif olacağız. Ne gerekiyorsa yapacağız. Depolama tesislerine önem verdik, silolar yapıyoruz. Silolorda muhafaza edilecek sertifikalı tohum üretimimiz devam edecek. 80 bin ton sertifikalı tohum üretiyor ve çiftçilerimize ulaştırıyoruz. Sertifikalı tohum demek üretimin ve verimin artması demektir.

Ziraat Mühendisi istihdamını artıracağız

Son 4 yıla kadar ziraat mühendisi istihdamı hiç yapılmadı. Çok sayıda mühendimiz boşta kaldı, başka alanlara kaydılar. Sahada çiftçilerimizin yanında mühendis bulunmaz oldu. Ziraat fakültelerinin cazibesi kalmadı. Üniversitelerde en düşük puanlarda ziraat mühendisi alınır oldu. Ancak son yıllarda bakanlığımız ve Tarım Kredi olarak 2 bin 500 ziraat mühendisi aldık. Yine önümüzdeki günlerde 150 Ziraat Mühendisi daha alıp sahaya göndereceğiz. Bunların istihdam sorunu kalmayacak ve bu durum üretime yansıyacak. 2003 yılında 8 bin 500’lerde olan personel sayısı ile tüm üretim hacmimiz 330 trilyon civarındaydı. Bugün 5 bin 500 kişiyle 2 katrilyonlara ulaştık. Ciddi katkıları oldu. Şu anda işlemler sürüyor ve personel almayı sürdüreceğiz. Bakanlıkta sınav açarak, çok fazla sayıda eleman alacak.

AB uyum sürecini başarılı bir şekilde sürdürüyoruz

AB projelerini Türkiye’de uyguluyoruz. Geçtiğimiz yıl dört ayrı kooperatifte ciddi projeler yaparak hayata geçirdik. Islah ettiğimiz hayvanları çiftçilere dağıttık. Kırsal kalkınma projelerine destek veriyoruz. Uluslar arası Kooperatif Birlikleri üyesiyiz ve ilişkilerimizi iyi bir şekilde götürüyoruz. Ortak projelere imza atıyoruz. 

Türkiye bir numara…

Türkiye’de yetişen sebze ve meyve bir numaradır. Mikroklima iklimine sahip bir ülkeyiz. Bu en büyük avantajımız. Önemli bir coğrafyaya ve bölgeye sahibiz. Bizim sadece pazarlamada ve ambalajlama konusunda sıkıntımız var. Turizmde olduğu gibi en kısa zamanda gıda konusunda ülkemiz çok daha iyi konuma gelecektir. Ben umutluyum, asla umutsuz değilim. Tarım Kredi Kooperatifleri hep çiftçilerimizin yanında olacaktır. Bizi izlemeye devam etsinler. Ayrıca son olarak tarım sigortaları konusunda özen göstermelerini rica ediyorum. Ürünlerini sigortalatmaları halinde herhangi bir felaket durumunda sıkıntı içinde olmayacaklar. Afetsiz ve felaketsiz, bol ve bereketli bir hasat yılı diliyorum.

Oruç Tarımmarket-Mühendislik İş İlanı

Oruç Tarımmarket-Mühendislik

ZİRAİ İLAÇ VE BİTKİ BESLEME KONULARINDA TEKNİK ÇALIŞMA VE PAZARLAMA YAPABİLECEK ELEMANLAR ALINACAKTIR.

İNGİLİZCE İYİ DÜZEYDE, EHLİYETLİ,30 YAŞINI GEÇMEMİŞ ,ASKERLİKLE İLİŞİĞİ BULUNMAYAN VE İÇ ANADOLU'DA İKAMET EDEN VEYA EDEBİLECEK DURUMDA

OLANLAR TERCİH EDİLECEKTİR.

Cv için  http://www.orucagro.com/  adresini ziyaret edin.

 

Oruç Tarımmarket & Mühendislik

 

Adres :

 Yeni Sanayi Çarşısı Demir Sk. No : 4-E Karapınar KONYA

Tel :

 0 332 755 2003

Faks :

 0 332 755 2173

AGRO Gap Tarım İş İlanı gaziantep

 

AGRO Gap Tarım Firmamızda istihdam edilmek üzere pazarlama konusunda deneyimli ZİRAAT  MÜHENDİSİ

CV DEN ONCE ARAYİNİZ..

İletişim: 

gaziantep

Tlf: 0.342.322 06 80

Organik Tarım Hakkında Herşey

1. ORGANİK TARIMIN TANIMI

Organik ( Ekolojik, Biyolojik) tarım; ekolojik dengenin korunması, her türlü bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi ile kullanılacak girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini, orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, pazarlanması, kontrolü, sertifikalandırılması ve denetimini amaçlayan, tarımdaki çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen modern üretim tekniklerini kullanmayı kabul eden, her aşaması kontrollü, kayıtlı ve sertifikalı olan bir üretim şeklidir.

Organik tarım, yalnız başına gıda üretim kaynağı olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım ve kalkınma, eko-turizm, biyolojik çeşitliliğin korunması ve erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan faktörlerin etkisinin giderilmesinin bir dayanağıdır.

2. ORGANİK TARIMIN AMAÇLARI

Üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm aşamaları ulusal ve uluslar arası geçerliliği olan kurallara göre yapılan, kurallara uygunluğu kontrol edilerek uygunluğu durumunda sertifikalandırılarak tüketici güvenini sağlamak. Dünyadaki genel eğilime paralel olarak “Türkiye’de çevresel boyutu dikkate alan sürdürülebilir bir tarım sektörünü oluşturabilmek amacı doğrultusunda organik tarım sektörünün rekabet gücünü ve etkinliğini artırmak” temel amaç olarak alınmalıdır.

Organik ürün kalitesinin ve standartlarının dış pazarlarda kabul görecek şekilde belirlenmesi ve bu standartlar doğrultusunda üretim yapılmasını temin edecek etkin kontrol ve sertifikasyon sisteminin geliştirilmesi,

  • Toprak kalitesi ; Toprağın doğal yaşam gücünün korunup sürdürülmesi için fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını korumak, organik madde içeriğini zenginleştirmek, doğal kaynakları uygun kullanmak ve doğal yapı ile uyumlu sürdürülebilir üretim yapmak
  • Doğa koruma ve sürdürülebilir kaynak kullanımı; Kirliliğe maruz kalmamış tabii kaynakları korumak, biyoçeşitliliği korumak ve artırmak, toprak, insan, hayvan ve bitki sağlığı açısından sürdürülebilirliğini sağlamak.
  • Çevre ve insan sağlığı; Sentetik kimyasal tarımsal girdilerin, insan, hayvan ve bitki sağlığı üzerinde yarattığı tehditleri ortadan kaldırmak, Yüksek kaliteli, sağlıklı ve risksiz ürünler üretmek, Çevre üzerinde, olumsuz etki yapmayacak tarımsal tekniklere yönelmek,
  • famSosyo-ekonomik ; Organik tarımsal üretimde mümkün olduğu kadar yerel girdileri ve bölgesel kaynakları kullandırmak, Kırsal kesimde istihdam olanaklarını artırmak, organik tarımsal faaliyette bulunan müteşebbisin gelir seviyesini ve yaşam kalitesini yükseltmek, Bitkisel üretimi mevcut ekolojik koşullara uygun ve hayvansal üretimle uyumlu biçimde planlamak ve yürütmek, Organik tarımın geliştiği ülkelerde olduğu gibi üretici örgütlenmesini güçlendirilmek,

3. MEVCUT DURUM

3.1- Mevzuat

Türkiye’de organik tarım uygulamaları 1984-1985 yılından itibaren ihracata yönelik olarak başlatılmıştır. Başlangıçta ithalatçı ülkelerin mevzuatına göre yapılan üretim ve ihracat, 1991 yılında 2092/91 sayılı Konsey Tüzüğünün yürürlüğe girmesiyle, söz konusu Tüzük esas alınarak yapılmaya başlanmıştır. 2092/91 sayılı Konsey Tüzüğünün 14 Ocak 1992 tarihinde yayımlanan 94/92 sayılı ekinde, Topluluğa ekolojik ürün ihraç eden ülkelerin kendi mevzuatını oluşturmaları zorunluluğu getirildiğinden, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile Yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik, 18.12.1994 tarih ve 22145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik, 29.06.1995 tarih ve 22328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzeltme metni ile değiştirilmiştir.

Söz konusu Yönetmelik daha sonra Topluluk mevzuatında 1991 yılından sonra yapılan değişiklikleri içerecek şekilde güncellenmiş ve “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” 11.7.2002 tarih ve 24812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yönetmelik” 22.08.2003 tarih ve 25207 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu değişiklik ile, organik tarımla ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanlığı uhdesindeki görev ve yetkiler, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü bünyesinde 04.08.2003 tarihinde kurulan Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığına verilmiştir. Diğer taraftan, İhracat Rejimi Kararı uyarınca, 06.01.1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İhracat Yönetmeliği ve eki “Kayda Bağlı İhracat Listesi” çerçevesinde ekolojik ürünlerin ihracatı kayda bağlanmıştır.

Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin 24.07.2003 tarih ve 25178 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Ulusal Programında, Tarım başlıklı öncelikler listesinde yer alan yatay konulara ilişkin düzenlemelere uyum ile 58.Hükümetin Acil Eylem Planı EDP 81 yer alan Ekolojik (Organik) Ürünlere İlişkin Kanun çıkarılması kapsamındaki çalışmalar doğrultusunda; 5262 sayılı “Organik Tarım Kanunu” 03.12.2004 tarih ve 25659 sayılı Resmi Gazete’de, “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” ise 10.06.2005 tarih ve 25841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yayınlanan 01.08.2005 tarih ve 2005/1 sayılı Genelge ile, Tarım İl Müdürlükleri bünyesinde kurulan Organik Tarım Birimlerinin görev ve yetkileri tanımlanmıştır. Ülkemiz mevzuatının, AB mevzuatının yanı sıra ihracat ve potansiyel ihracat pazarlarımızın mevzuatına uygun hale getirilmesi ABD/USDA-Organic,Japonya/ JAS-Organic standartlarının yürüten kuruluşlarla karşılıklı tanınma anlaşmalarının imzalanması ile ihracatımızda önemli bir engel olarak ortaya çıkan sertifikasyon maliyetlerinin azaltılması.

3.2- Kurumsal Yapı

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığınca ; organik tarımsal üretimle ilgili eğitim, denetim, mevzuat hazırlama, yürürlüğe koyma, veri tabanı oluşturma ve ulusal düzeyde organik tarım projeleri hazırlama ve uygulama hususlarında çalışmalar yürütülmektedir.

Organik tarım faaliyetlerinin denetiminin daha etkin yürütülmesi amacıyla Tarım İl Müdürlükleri bünyesinde, Organik Tarım Birimleri (OTB) oluşturulmuştur. Ayrıca Avrupa Birliğine uyumla ilgili çalışmalar ilgili Başkanlık tarafından yürütülmektedir. Organik Tarım Kanununun uygulanmasında; organik tarımın geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapmak ve Bakanlık içi koordinasyon ve değerlendirme hizmetleri ile yetkilendirilmiş kuruluşların, işletmelerin, müteşebbislerin, kontrolör ve sertifikerlerin faaliyetlerini izlemek üzere Bakanlık bünyesinde Organik Tarım Komitesi ( OTK) kurulmuştur. Organik tarımın ticaretini, tanıtımını, araştırmalarını ve diğer organik tarım faaliyet stratejilerini belirlemek ve Bakanlık dışı kurum ve kuruluşlarla koordinasyon ve izleme hizmetlerini yapmak üzere Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi (UYK) kurulmuştur. Bu Kanun ile organik tarım faaliyetlerinin her türlü kontrol ve sertifikalandırma işlemleri, Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlara verilmiştir.

3.3- Eğitim ve İletişim

Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığınca her yıl Tarım İl Müdürlüklerinde organik tarım konusunda eğitimler düzenlenmektedir. Hizmet içi eğitim programlarında; organik tarımın temel ilkeleri, çiftlik planlaması, farklı ürün gruplarında yetiştirme tekniği, hasat sonrası işlemler, işleme, pazara hazırlama ve pazarlama, veri tabanı, kontrol ve sertifikasyon gibi farklı konulara yer verilmektedir. Organik Tarım Birimi elemanları tarafından üreticilere yönelik periyodik aralıklarla eğitimler verilmektedir.

Bakanlığımız ilgili, Kurum/Kuruluş ve Sivil Toplum Örgütleri ile birlikte organik tarım ve organik ürünlerin tanıtımı ile ilgili eğitim programları, konferanslar ve seminerler düzenleyerek, üretici ve tüketiciler bilgilendirilmektedir. Organik tarım konusundaki gelişmeler bu etkinliklerin yanı sıra Tarım ve Köyişleri Bakanlığı web sitesinde yayınlanarak kamu oyuna duyurulmaktadır. Üniversite ve Yüksekokulların ders müfredatında organik tarım konuları yer almıştır. Ayrıca, Organik Tarım Kanunu ile, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yayın yapan ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonların, üretici ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi amacıyla organik tarımla ilgili ayda en az 30 dakika eğitici yayın yapmaları konusunda tedbir alınmıştır.

3.4- Üretim

Organik tarım uygulamalarında ülkemiz için başlangıç olarak kabul edilen 1985 yılında sadece ihracata yönelik talepler doğrultusunda 8 ürüne yönelik yapılan üretim günümüzde 205 ürüne ulaşmıştır. Fındık, ceviz, antepfıstığı, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, pamuk, üzümsü meyveler ile yaş meyve sebzenin organik tarım metotlarına uygun olarak üretimi yapılmaktadır. Ülkemizde organik üretim yapan üretici sayısı, üretim miktarı, üretim alanları ve ürün çeşitliliği yıllar içinde artış göstermiştir. 1996 yılında 1947 olan organik ve geçiş sürecindeki üretici sayısı, 2005 yılında 14.401 lere ulaşmıştır. Toplam ürün çeşidi 1996 yılında 26 iken 2005 yılında 205 ürüne çıkmıştır.

3.5-Araştırma

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğüne bağlı Araştırma Enstitülerinde Organik tarımsal üretimin yaygınlaştırılması ve üretimin artırılması için konu ve ürün bazında araştırmalar yapılmaktadır. Ayrıca organik bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimine uygun tür ve çeşitlerin geliştirilmesine yönelik ıslah ve adaptasyon çalışmaları yürütülmektedir.

3.6- Pazarlama

Organik tarımsal ürünlerin ithalat ve ihracatına yönelik uyulması gereken kurallarla ilgili hükümler Organik Tarım Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Yönetmelik çerçevesinde belirlenmiştir. Organik tarım açısından gelişim gösteren ülkelerde üretici birliklerinin etkileri önemli şekilde görülmektedir. Sektörde üretici birliklerinin kurulması ve sayılarının artırılması işletmelerin özellikle ihracatta rekabet gücünü artıracaktır. Ülkemizde 1980 yılından itibaren uygulamaya konulan ihracata dayalı kalkınma stratejisi çerçevesinde tarım ürünleri ticareti de DTÖ kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.

Organik tarım ürünlerimiz ağırlıklı olarak ihraç edilmekte olup, başlıca ihraç pazarlarımız Avrupa Birliği ülkeleridir. Bu bağlamda, organik ürünlere yönelik pazarlama stratejilerinin ağırlığının ihracat odaklı olması gerekmekte ve uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün artırılması amacıyla firmalara dış pazarlara yönelik güncel Pazar bilgilerinin sağlanmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Firmaların ihracat stratejisin bir parçası olarak, Pazar çeşitlendirmesinin gerçekleştirilmesi ve bu çerçevede Uzakdoğu ülkeleri, Amerika ve Ortadoğu ülkelerine yönelik Pazar bilgilerinin ve bu pazarlardaki potansiyelin firmalara aktarılması gerekli görülmektedir. İç Pazar potansiyelinin belirlenmesi ve iç pazara yönelik gerçekleştirilecek politikaların uygulanabilirliğinin belirlenmesi amacıyla üniversitelerin/araştırma kurumlarının ilgili bölümleri tarafından gerçekleştirilecek Pazar analizlerinin önemli olduğu ve bu çerçevede iç Pazar hacminin daha iyi anlaşılacağı düşünülmektedir.

3.7-Destekleme

Avrupa Birliği ile uyum çalışmalarını dikkate alarak, tarım sektörü ile ilgili kesimlerin karar almalarını kolaylaştırmak, sektörün kalkınma hedef ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesini sağlamak ve Tarım Çerçeve Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak ikincil mevzuatın temelini oluşturmak için hazırlanan 30.11.2004 tarih ve 2004/92 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile kabul edilen Tarım Strateji Belgesi (2006/2010) çerçevesinde, Bakanlığımızca yürütülen Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilere yapılan Doğrudan Gelir Desteği uygulamalarında ödeme miktarını farklı düzeylerde belirlemek ve bu amaçla “Organik Tarım” tekniği ile üretim yapan üreticilere 30.04.2005 tarih ve 25825 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bitkisel Üretimle İlişkili Olarak, Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2005/21)” ile ilave doğrudan gelir desteği ödemesi yapılacaktır. 5488 sayılı Tarım Kanunu 25.04.2006 tarih ve 26149 sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıştır.Bu Kanunun 19.maddesinin ( f ) bendi gereği Erozyon ve olumsuz çevresel etkilere maruz kalan tarım arazilerinde, işlemeli tarım yapan üreticilerin, arazilerini doğal bitki örtüleri, çayır, mera, organik tarım ve ağaçlandırma için kullanmalarını teşvik etmek üzere, kendilerine belirli bir süreyi kapsayacak şekilde, çevre amaçlı tarım arazilerini koruma programı destekleri sağlanacaktır Bu Kanunun 19.maddesinin (g) bendi gereğince “Diğer destekleme ödemeleri” başlığında organik üretim desteği sağlanacaktır.

T.C.Ziraat Bankası A.Ş.Genel Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatiflerince organik tarımsal üretime yönelik yatırım ve işletme kredisi verilmesine imkan sağlayan 25.02.2004 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile tarımsal kredilere uygulanan cari faiz oranından % 60 indirimli olarak azami 12 ay vadeli işletme ve 3 yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılmıştır. Söz konusu uygulama 2005 yılında da sürdürülmüş ancak, işletme kredileri 12 aydan 18 aya, yatırım kredileri ise 3 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır. 31.12.2005 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 2006 yılında da tarımsal kredi cari faiz oranlarından %60 indirim yapılmak suretiyle azami 18 ay vadeli işletme ve 5yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılmaktadır.

4- GZFT ANALİZİ :

Güçlü Yanlar Zayıf Yanlar

  • AB mevzuatına uyumlu yasal düzenlemenin bulunması, - Organik tarım faaliyetlerinin denetim ve kontrolünden sorumlu OTK ve OTB bulunması,
  • Organik tarım stratejilerinin belirlenmesi için UYK bulunması, -Doğal kaynaklar ve biyoçeşitliliğin zenginliği,
  • Toprak ve su kaynaklarının kirlenmemiş olması,
  • Tarımsal biyolojik çeşitliliğe müsait iklim ve ekolojinin bulunması,
  • Organik hayvancılığın yaygınlaştırılmasına imkan sağlayan çayır ve meraların mevcut olması,
  • Organik tarımı destekleyici geleneksel bilgi ve tecrübenin varlığı,
  • Organik tarımın yaygınlaşması bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının azaltılmasında ve köyden kente göçün önlenmesinde etkili olacaktır.
  • Organik ürün fiyatının yüksekliği,
  • Hastalık ve zararlarla karşı dayanıklı çeşitlerin az olması,
  • Üreticilerin bilinç,eğitim , bilgi eksikliği ve örgütlenmede yetersizlik ,
  • Ülkemiz arazilerinin çok küçük ve parçalı olması,
  • Pazar sıkıntısı,iç ve dış pazarın dengeli gelişmemesi,
  • Organik tarım konusunda yürütülen AR-GE çalışmalarının yetersiz olması, sonuçların uygulamaya konulmaması,
  • Ürün analizlerinin yapılabildiği akredite bir laboratuarın olmaması ve bu nedenle maliyetlerin artması,
  • Kamu örgütlenme yapısının dağınıklığı,
  • İstatistiği bilgi eksikliği,
  • Organik tarımla uğraşan işletmelerin ölçeklerinin küçük olması,
  • Organik tarımın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına imkan tanıyan uygun destekleme politikalarının olmayışı,
  • Fırsatlar Tehditler
  • AB destekli organik tarım projesinin 2006 yılında başlaması,
  • Sektördeki örgütlenmenin geliştirilmesine fırsat tanıyacak Üretici Birlikleri Kanununun çıkmış olması,
  • Organik ürünlerin daha yüksek fiyatla alıcı bulması,
  • Dünyada organik ürünlere olan talebin artması,
  • Organik tarım sektöründe istihdamın artması,
  • Agro-ekoturizm ve sağlık turizmine yönelik taleplerin artması,
  • Tüketici bilincinin gelişmesi ile sağlıklı, kaliteli organik ürünlere talebin artması,
  • Coğrafi konum nedeniyle ana pazarlara yakınlık,
  • Dış pazarlara erişim imkanının güçlenmesi.
  • Organik girdi temininde büyük oranda dışa bağımlılık,
  • Rakip ülkelerde devlet desteklerinin artması,
  • Organik gıda fiyatlarının konvansiyonel ürünlere oranla yüksek olması,
  • İhracat pazarlarında pazara girişteki teknik engellerin artması,

5-GEREKÇE

Rio Zirvesi’nin önemli sonuçlarından biri olan ve 1992’de imzalanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin onaylanması, 29 Ağustos 1996 tarih ve 4177 sayılı Kanun’la uygun bulunmuş ve 21 Kasım 1996 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanıp, 27 Aralık 1996 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anlaşmanın 11. maddesi tarafların, “biyolojik çeşitlilik unsurlarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı için ekonomik ve sosyal açıdan güvenilir teşvik tedbirleri alacaklardır” hükmünü getirmiş, Türkiye de, anlaşmanın onaylanması ile birlikte, bu konuda bir taahhüdün altına girmiştir. Ayrıca 5488 sayılı Tarım Kanunu 25.04.2006 tarih ve 26149 sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıştır. Kanunun 9.maddesinde “Biyolojik çeşitlilik, genetik kaynakların korunması ve biyogüvenliğin sağlanması” hükmü getirilmiştir.

Bu doğrultuda organik tarımın biyoçeşitliliğe katkılarından dolayı desteklenmesi deklere edilmiştir. Başta insan, hayvan ve bitki sağlığı olmak üzere, tüm ekolojik denge bozulmuş, kullanılan kimyasal sentetik maddeler ve zirai mücadele ilaçları, canlılar üzerinde olumsuzluklara neden olmuştur. Zamanla; insan, hayvan, bitki sağlığı ve çevreyi koruma bilinci, toplumdan topluma farklılık gösterse de önemli ilerleme kaydetmiş ve insanoğlu geleceğini kurtarma adına yeni arayışlara başlamış ve Organik tarım tüm dünyada büyük önem kazanmıştır.

Bu bağlamda Ülkemiz tarım arazilerini kirlenmeden gelecek kuşaklara aktarmak ve topluma sağlıklı gıdaları temin etme ve tüketme şansı vermek için organik tarımın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla ulusal organik tarım strateji belgesi hazırlanmıştır. Organik tarım tanımının doğru yapılması, alternatif bir üretim biçimi olarak hedeflerinin tam olarak belirlenmesi, ekosistemin doğal yapısının korunması ve stratejik önemi açısından toplum bilincinin oluşturulması gereklidir. Ulusal Organik Tarım strateji, organik tarım açısından Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegrasyonuna da temel teşkil eden bir belge olacaktır.

6. ORGANİK TARIMIN HEDEFLERİ

6.1-Mevzuat

Organik tarım sektörünün yapılanmasında karşılaşılan engellerin tanımlanması ve çözümlerin geliştirilmesi, organik tarımla ilgili bütün uluslar arası komitelerin ve kurumların rollerinin ve sorumluluklarının tanımlanması, uygulama, izleme ve değerlendirme konularında ülkemizi güçlü bir konuma getirecek tedbirlerin başında gelmektedir. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Avrupa Birliği organik tarım politikalarını gözeten yapılanmaları ve uygulamaları dikkate almak, Dünyada organik tarım konusundaki yeni yaklaşımlara uyum sağlama ve bunlara özgü politikalar geliştirilmeli, AB dışındaki ülkelerin organik tarım ile ilgili mevzuatlarının dış ticarete yönelik yakından takip edilmesi hedeflenmektedir.

6.2-Kurumsal Yapı

  • Organik tarımla ilgili daha geniş ve etkin bir kurumsal yapılanmanın sağlanması,
  • Organik tarımla ilgili çalışan teknik elemanların uzmanlık vasıflarının geliştirilmesinin sağlanması,
  • Kırsal Kalkınma Planlarının hazırlanması, organik ve tarımsal–çevre programlarının birleştirilmesi,
  • Güncel veri toplama ve paylaşmanın sağlanması, tüm üretim-tüketim zincirinde aksaklıkların belirlenerek önlenmesine yönelik çözümler geliştirilmesi ve uygulanması.
  • Ayrıca tüm süreçte izlenebilirliği sağlanması, ileride olabilecek aksaklıkları erken teşhis ve telafi sistemi kurulması,
  • Taşra ve merkezdeki yapılanmanın güçlendirilerek idari yapının geliştirilmesi hedeflenmektedir.

6.3-Eğitim ve İletişim

  • Avrupa Birliği ve diğer ülkeler tarafından yürütülen organik tarımla ilgili eğitim programlarına etkin bir şekilde katılım sağlanması,
  • Üreticilerin pazarlama, üretim ve işleme konularında bilgiye kolayca erişebilmeleri için örgütlenmelerini teşvik etmek amacıyla eğitimler düzenlenmesi,
  • İlgili Bakanlık, Kurum/Kuruluş ve Sivil Toplum Örgütleri ile birlikte organik tarım ve organik ürünlerin tanıtımı ile ilgili eğitim programları, konferanslar ve seminerler düzenleyerek, üretici ve tüketicilerin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi,
  • Hizmetiçi eğitim programlarında, organik tarımın temel ilkeleri, çiftlik planlaması, farklı ürün gruplarında yetiştirme tekniği, hasat sonrası işlemler, işleme, pazara hazırlama ve pazarlama, veri tabanı, kontrol ve sertifikasyon gibi farklı konulara da yer verilmesi,
  • Avrupa Birliği hibe fonlarından yararlanmak üzere eğitim projelerinin yapılması,
  • Sonuçlanan organik tarım araştırma proje çıktılarının uygulamaya aktarmak üzere yazılı ve görsel eğitim araçlarının hazırlanarak, dokümantasyon ve yayım faaliyetleri yapılması,
  • Ülkemizde var olan geleneksel bilginin değerlendirilmesi ve onaylanması, kayıt altına alınması ve yaygın olarak kullanıma kazandırılmasıyla organik tarımda maliyeti yükselten girdiler için alternatif, daha ucuz ve ülke ekolojisine uygun seçenekler ortaya konulması,
  • Organik tarımın ve organik gıda ürünlerinin tanıtımı ve tüketici bilincinin artırılmasına yönelik olarak görsel medya başta olmak üzere medya araçlarının etkin bir şekilde kullanılması, bu amaçla içerik açısından zengin, yaratıcı ve etkili tanıtım spotlarının hazırlanması, sektör temsilcilerinden oluşan bir tanıtım grubunun oluşturulması ve bu konuda halkla ilişkiler ve reklâm şirketlerinden profesyonel destek alınması yerinde olacaktır.

6.4-Üretim

  • Ülkemizde küçük ve parçalı tarım işletmelerinin yaygın olduğu göz önüne alındığında organik tarımda üretici örgütlenmesinin teşvik edilmesi,
  • Organik tarımda üretim planlamasının yapılması, Ülkemizin avantajlı olduğu organik tohum, şeker, fosfat kayaçları, zeolit gibi ürünlerde üretim imkânlarının artırılarak, girdilerde yerel kaynakların kullanımının ön plana çıkarılması,
  • Diğer organik girdiler konusunda yapılacak ihtiyaç analizleri sonucunda, sektörün ihtiyaç duyduğu girdilerin üretiminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması,
  • Organik tarımın temel felsefesine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimin kapalı sistemde yapılmasının geliştirilmesi ve organik tarımsal sanayi ile entegrasyonu için müteşebbislerin teşvik edilmesi,
  • Kontrol ve sertifikasyon maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla üreticilerin bir araya gelerek büyük ölçekli projelere yönelmelerinin teşvik edilmesi,
  • Doğa koruma alanları ile çevresel açıdan hassas bölgelerde uygun üretim tavsiyelerinin özendirici bir şekilde yapılarak organik tarımın bölge halkı için sürdürülebilir bir geçim kaynağı olarak yaygınlaştırılması,
  • 2010 yılında işlenen tarım alanlarının %3 ü, 2020 de ise %8 i gibi hedeflerin öngörülmesi ve bu hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenlere yer verilmesi gerekir.

6.5-Araştırma

  • Organik tarımsal üretimin yaygınlaştırılması ve üretimin artırılması için araştırmaların konu ve ürün bazında yapılması,
  • Organik tarım araştırma projelerinin, geniş katılımlı, çoklu disiplinli, sorunları giderici ve uygulanabilir olması,
  • Organik bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimine uygun lokal tür ve çeşitlerin ıslahına yönelik çalışmalara öncelik verilmesi,
  • Organik ürünler ile konvansiyonel ürünlerin karşılaştırmalı ekonomik analizleri yapılarak araştırma sonuçlarının etüt edilmesi,
  • Dış pazar araştırmaları yanında iç pazarda organik tarım ürünlerine yönelik potansiyel talebin belirlenmesi için araştırmaların yapılması,
  • Araştırma sonuçlarının eğitimle uygulamaya aktarılması ve program öngörüsünün araştırma projesinde yer almasının sağlanması,
  • Avrupa Birliği hibe fonlarından yararlanmak üzere araştırma projelerinin yapılması,
  • Eko-sistemin korunmasına yönelik çevre dostu alternatif mücadele ve bitki besleme yöntemlerinin belirlenmesi için araştırma çalışmalarına öncelik verilmesi.
  • Araştırma programları çerçevesinde teknolojinin geliştirilmesi ve mevcut sorunlara çözüm aranması yönünde çalışmaları yürütmek,

6.6-Pazarlama

  • Organik tarım ürünlerinde ve organik girdilerde marka yaratılarak iç ve dış pazardaki talebin artırılması,
  • Organik ürün çeşitliliğinin ve işlenmiş ürün sayısının artırılması,
  • Ülkemizde iç pazarın geliştirilmesi için tüketici ihtiyaçlarının araştırılarak, okullar, hastaneler ve resmi kurumlarda organik ürün tüketiminin teşvik edilmesi,
  • Bebekler, çocuklar, yaşlı insanlar, hastalar gibi hassas tüketici gruplarına yönelik spesifik promosyon kampanyalarının geliştirilmesi sağlanmalıdır.
  • Organik tarımın tekstil, kozmetik, agro-ekoturizm gibi diğer sektörlerle entegrasyonunun sağlanması,
  • Potansiyel üreticilerle nihai pazarın buluşturulması sağlanmalıdır. Dış pazara yönelik tanıtım fonu ve grubunun oluşturulması Dış ticaret verilerinde organik tarım ürünlerinin ayrı bir kalem olarak görülmesini sağlayacak bir istatistik toplama sisteminin kurulması,
  • İhracatta işletmelerin rekabet gücünü artırıcı bilgilendirme ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması hedeflenmektedir.

6.7-Destekleme

  • Organik tarımın gelişmesi için; ürüne ve üretime yönelik destekler, konvansiyonel tarımdan organik tarıma geçiş desteği, pazarlamaya yönelik desteklerin sağlanması ve ülkemizde ekonomik gelişmede dezavantajlı bölgelerin belirlenerek organik üretim yapan üreticilere alan ya da üretim miktarına göre bir destekleme verilmesi.
  • Organik tarımın çevreye sağladığı olumlu katkılarının çevre programları içerisinde ilaveten desteklenmesi,
  • Organik tarım yapan üreticilerin, kontrol ve sertifikasyon ücretleri ile analiz ücretlerinin desteklenmesi,
  • Üretim-tüketim zincirinde depolama, paketleme, işleme ve nakliye gibi hasat sonrası işlemlerin geliştirilmesi için teşvik ve kredilerin verilmesi ,
  • Avrupa Birliğinde olduğu gibi Ülkemizde de organik ürünlerin pazarlanması, üreticilerin eğitimi ve danışmanlık hizmetleri üretici birlikleri tarafından yapılmalı ve üretici birliğine bağlı üreticilerin desteklerden daha fazla yararlanması sağlanmalıdır.
  • Organik tarım ve gıda pazarının geliştirilmesine yönelik olarak mevcut desteklerin mali düzenlemeler ile pekiştirilmesi gerekmektedir.

7. FİNANSMAN KAYNAKLARI

Organik tarımın yaygınlaştırılması ve üretimin artırılması için değişik finansal tedbirler almak organik tarım sektörünü güçlendirecektir. kaynak:exportorganics.com

Web Stats