Tarım Kredi “Büyüteç” altında
TRT 2’de canlı olarak yayınlanan ‘Büyüteç’ isimli programın canlı yayın konuğu olan Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, önemli açıklamalarda bulundu.
Türk tarımının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, “Dünya yeniden gıdaya yöneldi. Aracınıza binmeden hayatınızı sürdürürsünüz ancak ekmek bulmadan hayatınızı sürdüremezsiniz” diye konuştu.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, 11 Haziran Çarşamba günü TRT 2’de Hakan Aslan’ın sunduğu ‘Büyüteç’ isimli programın canlı yayın konuğu oldu. Türk tarımının masaya yatırıldığı ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin çalışmalarının anlatıldığı programda Yıldırım, yapılacak projeler hakkında da bilgi verdi.
Çiftçilerimizle birlikte hüzünlenir onlarla seviniriz
Konuşmasına Tarım Kredi Kooperatifleri’nin Türk Çiftçisi için ne anlama geldiğini belirterek başlayan Yıldırım, “Tarım Kredi Kooperatifleri, Türk çiftçisiyle özdeşleşmiş bir kurum. Köylümüz için çifttçimiz için Tarım Kredi Kooperatifleri bankadır orda. Biz Ziraat Bankası kadar eski bir kuruluşuz. Uzun yıllardır çiftçilerimizin girdelerini karşıladık. Yaklaşık 2 bin noktada çiftçimizin tarımsal tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Zirai Donatım Kurumu çekilince doğan boşluğu Tarım Kredi doldurdu. Kayıtlı olan olmayan Türkiye’deki tüm çiftçilere hizmet veriyoruz.
Çiftçilerimizle sadece maddi bir bağımız yok. Biz köyde onlarla birlikte hüzünlenir onlarla birlikte seviniriz. Böyle bir duygu yoğunluğu var aramızda.” ifadelerini kullandı.
Gıda enerjinin önüne geçti
Dünya da artık gıdanın enerjinin önüne geçtiğini belirten Yıldırım, tüm çalışmaların bu doğrultuda önem kazandığını, Tarım Kredi olarak gıda konusunda üretimden, tüketime, ambalajlanmasından pazarlanmasına kadar her yönüyle çalışma yaptıklarını vurguladı.
Yıldırım, “Gıda artık dünyada en önemli gündem maddesi haline geldi. Küresel ısınma ile birlikte gıda önem kazandı. Enerji de çok önemli ancak gıda son yıllarda önemini artırdı. Aracınıza binmeden hayatınızı sürdürürsünüz ancak ekmek bulmadan hayatınızı sürdüremezsiniz. Dünya yeniden gıdaya yöneldi. Bu saktöre destek vermek yeniden büyük önem kazandı. Biz bu konuda gayret gösteriyoruz” dedi.
Yıldırım, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
2,1 milyar YTL krediye ulaştık
2002 yılında Tarım Kredi ve Ziraat Bankası’na çiftçi borçlarından dolayı bir kilitlenme oldu. Çiftçilerimiz kapımızın önünden geçemiyordu. İlk kez çiftçi borçları yapılandırıldı. Biz bu sayede ortaklarımızla bir barış anlaşması yapmış olduk. 2003 yılında Tarım Kredi 330 trilyon kredi kullandırmıştı. Yüzde 59 faizle veriyorduk. Bu ödenmediği takdirde faiz oranı yüzde 80’lere çıkıyordu. 2003 yılından sonra borçlar yapılandırıldı ve istikrarlı ekonomi sayesinde her yıl çiftçilere götürdüğümüz krediyi artırdık, maliyetini de düşürdük.
Bugün 2007 yılı sonu itibariyle kullandırdığımız kredi miktarı 2 milyar YTL oldu. Bu yıl için ise 2 milyar 100 milyon YTL’yi aşmış durumda. Faiz aralığı ise yüzde 7-13 arasında. Ayrıca çiftçilerimiz krediye ulaşabilmek için çok meşekatli bir yol izliyorlardı. Kredi alabilmek için 20 kefil bulmak zorundaydılar. 20 kişi birbirine müteselsil kefalet yöntemi ile kefil oluyordu. Paranın geri dönüşünde ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. Bugün verdiğimiz kredinin geri dönüşü yüzde 90-95 oranında. Kuraklıktan dolayı bazı sıkıntılar yaşandı. Yinede geri dönüşüm oranı yüksek. Ciddi bir üretim patlaması var. Başka sıkıntılarda oluyor. Çiftçilerimiz, ürettiklerini pazara götürmede, pazarlamada sıkıntı yaşıyorlar. Bu konuda da çalışmalarımızı hızlandırdık. 2008 yılı sonu için 2.5 katrilyon lira kredi rakamına ulaşmayı hedefliyoruz.
Buğday fiyatları bu yıl yükselecektir
Fiyatlarda yükselme bekliyoruz. 3 yıl önce buğday fiyatları dünya fiyatlarının üzerindeydi. Dünyada 150 dolarken, biz 200 dolara alıyorduk. Ama son yıllardaki kuraklık ciddi anlamda hububatı etkiledi. Buğday fiyatları yükselme gösterdi. TMO buna göre önlemler alıyor. Diğer ürünlerde yükseldi. İhracaatın gözardı edilmemesi lazım. İhracaat olmazsa ürün fiyatları düşer. Bunu teşvik etmemiz lazım, çiftçiler kazansın diye. Pazarlama sıkıntısı var. Ürünlerin bekletilmesi söz konusu ise sıkıntılar doğuyor. Üretilen kirazı iki gün içinde satmak gerekiyor, soğuk hava deposuna koyarsan kırk gün kazanıyorsunuz. Bu tür depolama sıkıntıları var. Girdi fiyatları yüzde yüz arttı. Tarımsal desteklerde o oranda artmış durumda. Buna rağmen dünyanın her yerinde tarım sektörü ciddi destek görüyor. Meşakkatli bir sektör. Tabii afetlerin ilk vurduğu sektör tarım sektörü ve bundan Türk ekonomisi kaybediyor. Bazı tedbirler almak zorundayız. Girdiler azaltılmalı ve sübvansiyon edilmeli, teşvikler artırılmalı, arazilerin toplulaştırılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesi, çalışanların sayısının azaltılması gerekiyor.
Rusya’ya giden domates AB’ye gidenden daha temiz
Ben çok dolaşıyorum, haftanın üç günü sahadayım çiftçilerle birlikte oluyoruz. 700 ziraat mühendisimiz sahada. Türkiye’den Rusya’nın anlayışı kabul edilecek gibi değil. Rusya’ya giden domates, AB’ye gidenden daha saf, daha temiz. İkisine de temiz gidiyor. Rusya’nın itirazı niye? Özellikle turizmde avantajları kaybeden İspanya gibi ülkeler bizim ürünlerimizi karalayarak kendi ürünlerini piyasaya sürme peşindeler. Dünyanın her yerinde Türkiye’de üretilen sebzeler çok hızlı tüketildiği gibi aranan ürünlerdir aynı zamanda. Rakip ülkeler bunu çekemiyor. Tarım Bakanlığımızın rakamları ortada. İlaç kalıntısı söz konusu değil. Bakanlığımız bu konudaki çalışmaları devam ediyor. Ama ben yurt dışına giden tüm ürünlerin ciddi tahlilden geçirildiğini biliyorum. Türkiye içinde lokal sıkıntılar olabilir. Her bölgede ziraat mühendisleriyle kontrolleri artırmak lazım. Belki her seranın başında. Çiftçilerimiz bunları bilinçli şekilde kullanmıyor, özellikle ilaç ve gübre konusunda. Türkiye’de yıllık 8 milyon ton gübre tüketilmesi gerekiyor. Ancak şuanda tüketilen miktar 5.5 milyon ton. Toprağın yapısına göre, analiz sonuçlarına göre kullanılması gerekiyor. Ancak buna rağmen; fosfata ihtiyaç varken nitrat atarsanız, nitrata ihtiyaç varken fosfat atarsanız bu doğru olmaz. Ayrıca, kayıt dışı üretilen ilaçlar var. Bu ilaçların çiftçilerimiz tarafından bilinçsizce kullanılması söz sonusu. Ciddi denetim ve bilinçlendirme gerekiyor, bakanlığımızla birlikte bunu yapıyoruz. Bu sorunları geride bırakmak istiyoruz.
Destekleri artırmalıyız
Türkiye’deki desteklerle AB ülkelerinin destekleri çok farklı malesef. Son yıllarda 5.5 katrilyonluk desteği ulaştırdı bakanlık çiftçilerimize. ABD, 50 milyar dolar destek veriyor. AB açık veya dolaylı şekilde ciddi destekler veriyor. Türkiye’de son yıllarda önemli destekler vermeye başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kullandırdığı 2 katrilyonluk kredinin büyük bir bölümü yüzde 7-13 faiz aralığında veriliyor. Normal faiz oranı yüzde 17. Devlet aradaki farkı ödüyor, bu krediyi yüzde 10 sübvanse ederek karşılıyor. Tarımsal destekler daha da artırılmalı. Üretimi artırmalıyız. Biz bunu yapmazsak başka ülkelerin çiftçilerine destek vermiş oluruz. Onların ürünlerini almış oluruz.
Artık Türkiye’de ve dünyada fiyatlar paralellik kazanmaya başladı. Pazarlama için girdilerin düşürülmesi gerekiyor. Rekabet için bu şart. Başka türlü rekabet olmaz. Daha az maliyetle pazara sunmamız gerekiyor.
Çiftçi ürünlerinin pazarlanması gerekiyor
Tarım Kredi Kooperatifleri olarak ürünlerin pazarlanması konusunda ciddi atılımlar yaptık. Son yıllarda çiftçilerimizin ürünlerini almaya başladık başta hububat olmak üzere sözleşmeli üretime ağırlık verdik. Büyük marketlerle anlaşma yapıyoruz. 150 bin tonluk hububat sözleşmesi yaptık. Kiraz, domates, arpa ve ay çekirdeği gibi ürünler başta olmak üzere alıyoruz. Rusya’ya geçtiğimiz yıl domates sattık. Çiftçi ürününü pazarlama konusunda sıkıntıya girerse devreye girip alıyoruz, bu sayede kredi borçlarının ödenmesini de sağlıyoruz.
Artık gübresiz kalmayacağız
İran’daki Razi Gübre Fabrikalarının alınması dünya çapında yapılan bir hamle. Razi’yi bir şirketimiz aracılığıyla aldık. Devletimiz ciddi destek verdi. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız desteklerini canlı şekilde gördük. Türkiye’de gübre fabrikası vardı. Ancak üretilen ürünlerin hammaddesinin yüzde 80’ni dışarıdan geliyordu. Hammadde konusunda dışa bağımlıydık. 2 yıldır başka komşu ülkelerimiz olmak üzere arayışa girdik. Rusya, Romanya Ukrayna, Tunus ve İran’da çalışma yaptık. İran’la ortak bir yatırım yapmak isterken, İran bize ‘özelleştirmeye çıkarıyoruz ihaleye katılın’ diye teklifte bulundu. Devletimizin üst düzey yetkilileriyle paylaştık. Tarım Bakanımızla İran seyahatimiz oldu ve teşvik ettiler, bizde fabrikayı ülkemize kazandırdık. Türk Çiftçisi artık gübresiz kalmayacak. Daha iyi maliyetle gübre alabilecektir. Türkiye bu fabrikayla çok şey kazandı. Türkiye, gübre konusunda Dünya piyasalarında söz sahibi oldu. Düne kadar randevu bile vermeyenler, hep sıkıntı çıkarıp fiyatları yükselten firmalar, geçtiğimiz günlerde Viyana’da bizimle görüşmek için sıraya girdiler. Şimdi ne olur beraber çalışalım diyorlar. Önümüzdeki günlerde tesis fiilen ve resmen bize geçmiş olacak. Genel kurulu yapılacak ve şirketin yönetimi bize devrolacak.
Dünyada gübre fiyatları son yıllarda ciddi yükseliş gösterdi. Bahar gübresinde bu zammı fiyatlara yansıtmadık, çünkü önlemler aldık. Güz gübresinde sıkıntı olabilir. Dap gübresi geçtiğimiz yıl içinde dünyada yüzde 170 artmış, Türkiye’de yüzde 90 artmış. Üre yüzde 92 artarken, Türkiye’de yüzde 64 arttı. Mümkün olduğu kadar artışları üreticimize yansıtmamaya çalıştık. Enerji kaynakları üretime dönüyor. Artışlar bundan dolayı. Arz-talep dengesi bozuldu. Gübre fiyatlarını stabil hale getireceğiz. Fabrikanın üretimini 6 milyon tona çıkaracağız. Sadece Türkiye’nin değil bölgenin de ihtiyacını karşılayacağız. Dünya fiyatlarını Razi’ye göre belirleyecek, ciddi bir oyuncu olacağız.
Yeni yatırımlarımız var!
Tarım Kredi olarak başka hamlelerde yapacağız. Türkiye’ye gübrenin nakli için lojistik bir firma oluşturacağız. Dubai’de pazarlama için uluslararası bir şirket kurmayı düşünüyoruz. Türkiye’de kuraklığı aşmak için ciddi yatırımlara başlıyoruz. Damla-sulama ürünlerinin araç ve gereçlerini üretimiyle ilgili palanlarımız var. Yine seracılık konusunda yatırımlarımız olacak. Antalya’daki plastik fabrikamızı büyüteceğiz. Önümüzdeki günlerde Antalya OSB içinde bir yatırıma imza atacağız. Yem ve gıda sektöründe yeni hamlelerimiz olacak. Balıkesir’de bulunan tesisimizi zeytin üreticilerimizin tüm ürünlerini işleyebilecek şekilde büyüteceğiz. İç Anadolu da yağ üreten tesisimizi büyüteceğiz ve çiftçilerimizin gelirini artıracağız. Türkiye’de çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik tüm araç ve gereçlerin üretiminde aktif olacağız. Ne gerekiyorsa yapacağız. Depolama tesislerine önem verdik, silolar yapıyoruz. Silolorda muhafaza edilecek sertifikalı tohum üretimimiz devam edecek. 80 bin ton sertifikalı tohum üretiyor ve çiftçilerimize ulaştırıyoruz. Sertifikalı tohum demek üretimin ve verimin artması demektir.
Ziraat Mühendisi istihdamını artıracağız
Son 4 yıla kadar ziraat mühendisi istihdamı hiç yapılmadı. Çok sayıda mühendimiz boşta kaldı, başka alanlara kaydılar. Sahada çiftçilerimizin yanında mühendis bulunmaz oldu. Ziraat fakültelerinin cazibesi kalmadı. Üniversitelerde en düşük puanlarda ziraat mühendisi alınır oldu. Ancak son yıllarda bakanlığımız ve Tarım Kredi olarak 2 bin 500 ziraat mühendisi aldık. Yine önümüzdeki günlerde 150 Ziraat Mühendisi daha alıp sahaya göndereceğiz. Bunların istihdam sorunu kalmayacak ve bu durum üretime yansıyacak. 2003 yılında 8 bin 500’lerde olan personel sayısı ile tüm üretim hacmimiz 330 trilyon civarındaydı. Bugün 5 bin 500 kişiyle 2 katrilyonlara ulaştık. Ciddi katkıları oldu. Şu anda işlemler sürüyor ve personel almayı sürdüreceğiz. Bakanlıkta sınav açarak, çok fazla sayıda eleman alacak.
AB uyum sürecini başarılı bir şekilde sürdürüyoruz
AB projelerini Türkiye’de uyguluyoruz. Geçtiğimiz yıl dört ayrı kooperatifte ciddi projeler yaparak hayata geçirdik. Islah ettiğimiz hayvanları çiftçilere dağıttık. Kırsal kalkınma projelerine destek veriyoruz. Uluslar arası Kooperatif Birlikleri üyesiyiz ve ilişkilerimizi iyi bir şekilde götürüyoruz. Ortak projelere imza atıyoruz.
Türkiye bir numara…
Türkiye’de yetişen sebze ve meyve bir numaradır. Mikroklima iklimine sahip bir ülkeyiz. Bu en büyük avantajımız. Önemli bir coğrafyaya ve bölgeye sahibiz. Bizim sadece pazarlamada ve ambalajlama konusunda sıkıntımız var. Turizmde olduğu gibi en kısa zamanda gıda konusunda ülkemiz çok daha iyi konuma gelecektir. Ben umutluyum, asla umutsuz değilim. Tarım Kredi Kooperatifleri hep çiftçilerimizin yanında olacaktır. Bizi izlemeye devam etsinler. Ayrıca son olarak tarım sigortaları konusunda özen göstermelerini rica ediyorum. Ürünlerini sigortalatmaları halinde herhangi bir felaket durumunda sıkıntı içinde olmayacaklar. Afetsiz ve felaketsiz, bol ve bereketli bir hasat yılı diliyorum.




