Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Tarımsal Bilgi

5 tane "bitkisel üretim" etiketli yazı bulundu "bitkisel üretim" tagli diger ogeler resimler , videolar

Meyve-sebzeye kayıt zorunluluğu geliyor

 

Rusya'nın zirai ilaç kalıntısı sorunu nedeniyle Türkiye'den bazı tarım ürünlerinin ithalatına yarından itibaren yasak getireceğini açıklarken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, sebze ve meyvede zirai mücadele ilaçlarının teknik talimatları doğrultusunda kullanılmasını sağlamak ve ilaç kalıntısını önlemek üzere hazırladığı yönetmelik taslağını kamuoyunun görüşüne açtı.

İlgili kurum ve kuruluşlar, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün görüşe açtığı taslağa ilişkin görüşlerini 16 Haziran'a kadar iletebilecekler. Taslak, Türkiye'de üretilen taze sebze ve meyveye zarar veren hastalık, zararlı ve yabancı otlara karşı kullanılan bitki koruma ürünlerinin ''Zirai Mücadele Teknik Talimatları'' doğrultusunda kullanılmasını sağlayarak, iç ve dış pazara, Ulusal Gıda Kodeksi'nde belirlenmiş limitlerin altında veya kalıntısız ürünlerin arzı ile tüketici ve çevre sağlığının korunması amacıyla hazırlandı.

Yönetmelik sağlıklı ve güvenilir ürün elde etmek, ihracatta kalıntı hususundaki problemleri en aza indirmek ve kimyasalların kontrollü kullanımını sağlamak üzere; ilgili kişi, kurum ve kuruluşların görev ve sorumlulukları ile yaptırımların usul ve esaslarını kapsıyor.

Görüşe açılan taslağa göre, çiftçilere, ürettiği ürün ve üretim yeri ile ilgili bildirimde bulunma zorunluluğu getiriliyor. Bu amaçla her üreticiye bir barkod verilecek. Üreticiler, gübre dahil üretimde kullandıkları her türlü ilaç ve kimyasalı, kullanım tarihleri ile birlikte deftere kayıt edecek. Kayıtlar teknik elemanlar tarafından denetlenecek. Önceden, kimyasal ilaç kullanımı konusunda gönüllülük esasına göre yürütülen kayıt sistemi, tüm üreticiler için zorunlu olacak. Taslak ile sebze ve meyveyi toptan veya perakende satanlar ile ihracatçılara, zirai ilaç alanlara da sorumluluklar getiriliyor. Yönetmeliğin, ihracatta yaşanan sorunlar da dikkate alınarak, mümkün olan en kısa sürede çıkarılması öngörülüyor.

Yönetmeliğin, öncelikle pilot olarak seçilen 10 ilde (Antalya, Adana, Mersin, Bursa, Aydın, İzmir, Manisa, Hatay, Samsun, Trabzon) taze sebze ve meyvelerde uygulanması, bakanlığın belirleyeceği bir süre sonunda tüm illerde ve tüm ürünlerde yürürlüğe konulması planlanıyor.

Üretici bildirim ve barkod sistemi tam olarak yerleştirilirse, Türkiye'de yıllık 43 milyon ton olan sebze meyve üretimi de büyük oranda kayıt altına alınmış olacak. Halen, üretimin çok düşük bir bölümü kayıt altında bulunuyor.

-ÜRETİCİLER, ÜRÜN BİLDİRİMİ YAPACAK-

Taslağa göre, bitki koruma ürünlerinin (BKÜ) tavsiyelere uygun kullanımı ve kalıntısız ürün elde etmek için, bakanlık, her üreticiye bir barkot numarası verilmesini sağlamak üzere ''Barkot Sistemi'' kurup işletecek. Ayrıca, üreticilere, gübre dahil kullandığı kimyasalları kayıt etmesini için kayıt defteri dağıtacak. Ruhsatlı BKÜ ile ilgili kitapları hazırlayarak, üreticilere verecek.

Üretici üretim yeri ve üreteceği ürün ile ilgili olarak ''ürün bildiriminde bulunacak ve bu formları tarım il ve ilçe müdürlüklerine onaylatacak. Ürün bildiriminde, üreticiye ait kimlik ve çiftçi kayıt numarası yanında, üretilecek ürünler ve üretim alanlarına ilişkin bilgiler de yer alacak.

Bu formların bir örneği il ve ilçe müdürlüklerinde kalacak. Üreciler, kullandıkları gübre dahil her türlü kimyasalı, il ve ilçe müdürlüklerinden aldıkları kayıt defterine günü gününe kayıt edecek.

Üreticinin isteğe bağlı ''serbest danışmanlık hizmeti'' alması durumunda, üreticinin görev ve sorumlulukları, serbest danışmanlık hizmeti veren kişi, kurum veya kuruluşca yerine getirilecek. Üretici, iyi tarım (entegre mücadele teknikleri, organik tarım) uygulamalarından herhangi birini kullanıyorsa veya kişi ve kuruluşlarla sözleşmeli olarak üretim yapıyorsa, bu konularda belirlenmiş ilke ve kurallara uyacak.

Üretici, bitki koruma ürünlerini, Zirai Mücadele Teknik Talimatlarındaki tavsiyesine ve ilaç etiketinde belirtilen esaslara uygun olarak kullanacak ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyacak.

Denetim amaçlı olarak yapılacak çalışmalar kapsamında, istenilen ürün numunelerini sağlayacak ve denetleme sonucu kendisine verilen uygunluk belgesinin bir suretini ürünü satın alana verecek.

-BİREBİR ÇİFTÇİ EĞİTİMİ YAPILACAK-

İl ve ilçe müdürlükleri ürün bildirimine ilişkin kayıtları bilgisayar ortamına aktararak her üretim sezonu için güncelleştirecek. Üreticinin zirai mücadele çalışmalarını teknik tavsiyelere uygun yürütmesi için bire bir eğitimler gerçekleştirecek. Üretim alanından kontrol amaçlı BKÜ kalıntı analizi yapılmak üzere numune alıp, yetkili laboratavurlara gönderecek.

Hasat öncesi kayıt defterlerini kontrol ederek, kullanılan kimyasalların değerlendirmesini yapacak. Kullanılan kimyasal maddeler tavsiyelere uygunsa defterlere ''uygunluk'' kaşesi vurulacak. Analiz ve kontrollerde beyan dışı uygulamaların tespiti halinde, sorumluluk üreticiye ait olacak.

-''GÜVENİLİR ÜRETİCİ'' LİSTESİ-

Taslak ile denetim ve analizlerde uygun bulunmayan ürünlerin imhasına olanak sağlanırken, talimatlara uygun üretim yapan üreticilerin ''güvelinir üretici'' olarak ilan edilmesi uygulaması getiriliyor.

Tarım il ve ilçe müdürlükleri, analiz ve denetimlerde uygun olmayan ürünleri, tutunakla imha edilmesini sağlayarak, üreticilere gerekli yaptırımları uygulayacak.

Analiz ve denetimler sonucu tespit edilen ''güvenilir üretici listesi'' hazırlanarak, bu liste ilgili yerlere duyurulacak.

Üreticinin serbest danışmanlık hizmeti alması durumunda, üreticinin görev ve sorumlulukları bu kurum ve kuruluşca gerçekleştirilebilecek.

-ÜRÜNÜ SATAN MANAV, PAZARCI, MARKETLER VE İHRACATÇILARIN SORUMLULUĞU-

Yönetmelik taslağı ile yaş sebze ve meyveyi perakende veya toptan satanlara ve ihracatçılara da sorumluluklar getiriliyor.

Toptan ve perakende satıcılar, ihracatçılar, kurum ve kuruluş kayıtları tutulmuş, il veya ilçe müdürlükleri tarafından kayıt defterine ''uygunluk'' kaşesi vurulmuş üreticilerden ürün alacak. İl ve ilçe müdürlüğünün kontrolünden geçmemiş barkotsuz ürünleri almayacak.

Tüketicinin talebi halinde, üreticiden alınan uygunluk belgesinin bir sureti gerektiğinde gösterilecek veya muhafaza edilecek.

İhracatçılar, zaman zaman ihracatıyla ilgili ürünlerde otokontrol amacıyla analiz yaptıracak, tutulan kayıt belgelerindeki kimyasalların değerlendirmesini yaparak; farklı istekleri bulunan ülkelere istekleri doğrultusunda ürün sağlayacak.

İlaç bayileri, bitki koruma ürünlerinin satışında ürün ve etmen dikkate alarak, Zirai Mücadele Teknik Talimatları doğrultusunda ilaç satışı yapacak.

-CEZAİ YAPTIRIMLAR-

Yönetmelikte düzenlenen hususlara uymayanlara, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname uyarınca cezai yaptırım uygulanacak.

Denetimler sonucu üründe toleransın üzerinde kalıntı tespit edilen ürün imha edilecek ve ayrıca kararnamede belirtilen para cezaları uygulanacak.

Üretimin hangi aşamasında olursa olsun, yapılacak denetimler sonucu gıda güvenliği açısından ürünün taşıdığı riskten, üretici veya üretici adına sözleşmeyle bu işi yapan kurum veya kuruluş sorumlu olacak. Üretilen ürünlerde ilaç kalıntılarının değerlendirilmesinde, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uygulanacak.

-RUSYA İLE ÜST DÜZEY GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR-

Bu arada, ilaç kalıntısı ve karantina etmenleri nedeniyle 7 Haziran itibariyle Türkiye menşeli bazı tarım ürünlerini almayacağını açıklayan Rusya ile sorunun çözümü için en süt düzeyde görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri, görüşmelerin hükümetler düzeyinde yapıldığını belirtirken, sonuç alınana kadar herhangi bir açıklamanın yapılmayacağını kaydetti.

Sorunun çözümü için ayrıca mayıs ayı sonun da talimatlar yayımlandığını belirten yetkililer, uygulamada birlik sağlamak amacıyla dün ihracat yapılan illerin bitki koruma ve zirai karantina şube müdürleri, laboratuvar teknik yöneticileri, ihracatçılar ve bakanlık yetkililerinin katılımı ile bir toplantı yapıldığını söylediler.

Rusya ile geçen yıl da ilaç kalıntısı ve karantina etmenleri nedeniyle sorun yaşanmıştı. Türkiye'nin ihraç ettiği ürünlerde zirai ilaç kalıntısı düzeyinin AB ve ulusal limitlere uygun olmasına karşın, Rusya'nin daha düşük limitler uygulaması nedeniyle sorun yaşandığı kaydediliyor.

Türkiye'de 30 milyon ton sebze, 14 milyon ton meyve olmak üzere yılda 44 milyon tondan fazla sebze ve meyve üretimi olduğu tahmin ediliyor. Yüksek miktardaki üretime karşın, bunun ancak yüzde 4'ü ihracata gidiyor. Ürünlerin gıda sanayinde hammadde olarak kullanılması, yurtiçinde tüketilmesi ile ihracata konu olan yaş meyve ve sebzelerin, uluslararası piyasalarda talep edilen miktar ve kaliteye uygun çeşitlerden olmaması nedeniyle, ihracat oranının düşük kaldığı belirtiliyor. zaman

Tarımda Sulama Sistemleri

sulama sis sulama1 sulama meyvecilik sulama home_sprinkler damlasulama2 damla sulama-2 damla sulama-1 damala sulama

RESİMLERİN BÜYÜK HALİ İÇİN RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Sulama genellikle, bitki gelişmesi için gerekli olan ancak doğal yollarla karşılanamayan suyun, çevre sorunu oluşturmadan, toprağa verilmesi şeklinde tanımlanır. Bununla birlikte, sulama daha kapsamlı bir tanımlamayla aşağıda belirtilen altı amaçtan birisi veya bir kaçı için suyun toprağa uygulanmasıdır.

  • Bitki gelişimi için gerekli nemi sağlamak amacıyla toprağa su eklemek;  
  • Kısa dönemli kuraklıklara karşı ürünü sigorta etmek; 
  • Toprağın ve atmosferin serinletilmesi, böylece bitki gelişimi için daha elverişli bir ortam hazırlamak; 
  • Toprakta bulunan tuzun eritilmesi ve yıkanmasını sağlamak; 
  • Toprakta çatlamaların zararını azaltmak; 
  • Taban taşının yumuşatılmasını sağlamak. 

Bu nedenle sulama hangi iklim kuşağında olursa olsun diğer gelişim etmenlerinin değerlendirilmesine hizmet eden, üretimde kararlılığı sağlayan ve tarımda yoğunlaşmanın (entansive) ayrılmaz bir parçası olan bir üretim etmenidir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde, diğer gelişim etmenlerinin elverişli olmaları durumunda, sulamayla kuruya göre 3-7 kat üretim artışı sağlanabilir.

Sulamada esas ilke tarla başına kadar getirilmiş suyun, en az kayıpla bütün tarlaya üniform bir şekilde yayılmasıdır. Sulama konusunda pek çok sistem vardır. Tabii bunlardan birinin yada birkaçının seçilmesi birçok faktöre bağlıdır. Örneğin tarlanın tesviyesinin düzgün olup olmaması, yetiştirilen mahsulün cinsi, toprağın ve toprak altının kimyasal ve fiziksel özellikleri, sulama suyunun miktarı ve kalitesi, çiftçi alışkanlıkları, bazı sulama yöntemlerinin ek yatırımı gerektirmesi nedeniyle çiftçilerin ekonomik durumu, bölgenin rüzgar -sıcaklık-oransal nem-don-yağış gibi egemen iklim şartları sulama sistemlerini etkiler. Örneğin tesviyeli arazilerde bütün sulama sistemleri uygulanabildiği halde tesviyesiz arazilerde yağmurlama sulama, hakim rüzgarı şiddetli bir bölgede yağmurlama sulama sistemi yerine ya damla sulama yada karık sulama daha uygun bir sulama sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Geleneksel Sulama Yöntemleri

  • Salma sulama yöntemi (vahşi sulama) :

Bu sulama yönteminde tarlabaşı kanalından tarla parseline alınan su parsel boyunca arazi üzerinde rastgele yayılmaya bırakılır. Su toprak yüzeyinde ilerlerken bir yandan da infiltrasyonla toprak içerisine girer ve bitki kök bölgesinde depolanır. Bu uygulama biçiminde sulama doğrultusunda eğimin % 3 ü geçmemesi ve sulamaya dik yönde eğimin olmaması gerekir. Bu yöntem sulama suyunun bol ve sulama kültürünün olmadığı yerlerde kullanılır. Bu tip sulamada su kaybı fazla sulama randımanı da çok düşüktür. Ayrıca tarla yüzeyinde üniform bir su dağılımı da sağlanamaz ve erozyona neden olabilir.

  • Tava (göllendirme) sulama yöntemi :

Sulanacak tarla parseli toprak seddelerle çevrilerek eğimsiz alt parsellere ayrılır. Bu alt parsellere tava adı verilir. Tarlabaşı kanalından alınan su bu tavalara bir yada birkaç yerden verilir. Burada sulama için arazi önceden tavalara bölünür. Sık ekilen hububat, yem bitkileri ve meyve bahçelerinin sulanmasında kullanılır. Bu yöntemde suyun tavada kısa sürede göllendirilmesi için 30 l/sn üzerinde debili su kaynağına ihtiyaç vardır. Ayrıca suyun çok fazla verilip derine sızmasını önlemek için kontrollü sulama yapılmalı ve drenaj tedbirleri de alınmalıdır. Bu yöntemin en olumsuz yanı da su sarfiyatı ve sulama zamanının fazla olmasıdır.

  • Karık sulama yöntemi :

Bu yöntemde bitki sıra aralarına karık adı verilen küçük kanalcıklar açılır ve su bu karıklara verilir. Su karık boyunca ilerlerken bir yandan da infiltrasyonla toprak içerisine girer ve bitki kök bölgesinde depolanır. Sulama sırasında mevcut debiye göre çok sayıda karığa su verilebilir. Karık sulama yöntemi sıraya ekilen yada dikilen tarla bitkileri, sebzeler meyve bahçeleri ve bağlarda kullanılır. Bitkiler burada karık üzerindeki sırtlara yapıldığından bitki kök boğazının ıslatılması söz konusu değildir. Bu nedenle adi sulama ve tava sulamaya göre sulama randımanı, su tasarrufu ve bitki hastalıkları yönünden en uygun sulama metodudur. Ancak bu sulama yönteminin tuzlu topraklarda uygulanması son derece sakıncalıdır. Çünkü su karık içerisinde hareket ederken su kapillarite ile karık sırtlarına doğru yükselir ve bitki kök bölgesinde tuz yoğunlaşmasına neden olarak bitkilerin zarar görmesine neden olur.

Kapalı borulu sulama sistemleri

Sulanacak arazilerde su dağıtımının kapalı borulu bir iletim sistemiyle yapıldığı sistemlere kapalı borulu sulama sistemleri denir. Bunlar da basınçlı ve basınçsız borulu sulama sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır.

Basınçsız borulu sulama sistemleri

Toprak altına gömülü, basıncı 0,8 atm. den az sistemlerdir. Bu sistemlerde su dağıtımı priz veya vanalarla bırakılan suyun basınçsız olarak kullanıcıya teslimi ile gerçekleştirilir. Dolayısıyla sulama pratiği ve kullanıcı yönünden klasik açık kanal şebekeli veya kanaletli sistemden bir farkı yoktur. Tek fark iletim sisteminin kapalı oluşudur. Kapalı borulu sistemler gömülü olduğu için açık kanal ve kanaletli sistemlere göre tarım arazisinde kayıp yoktur. Kamulaştırma alanı diğer şebekelere göre çok azalır, işletme ve bakım onarım giderleri düşüktür, otlanma sorunu yoktur. Sulama alanında kanal ve kanaletlere oranla sanat yapısı çok azdır. Bu nedenle makinalı tarım için şartlar daha elverişlidir. İnşaat suresi de çok daha kısa olup inşaat sırasında mevsimin yaz veya kış oluşu gibi kısıtlayıcı faktörler yoktur, her mevsim inşaat yapılabilir. İnşaat kalitesi yönünden düşünülürse boru, fittings vb malzemeler fabrikada standart olarak imal edildiği için daha kalitelidir, yani inşaat unsurları fabrikadan itibaren kaynağında denetlenebilmektedir. Tabii bu durumda tesis ömrü daha uzun olmaktadır. Ayrıca tesis inşaatında münhani veya tarla sınırı takip etme sorunu olmaması nedeniyle şebeke boyu daha da kısalmaktadır. Açık sistemlere göre iletim randımanı daha yüksektir. Buharlaşma kayıpları hiç yok denecek kadar azalmıştır..

Kapalı basınçsız sulama sistemlerinin sakıncalarına gelince; sistem unsurlarından olan, pompa bacası, saptırma, hava ve basınç düşürme baca ve vanaları inşaatı, şebekeyle bağlantıları hem inşaat maliyetini artırmakta, hem de sızma yoluyla tesisin çalışmasında zorluklar ortaya çıkmaktadır. Sistem düşük basınçla çalıştığı için su hızı düşük olmakta buna bağlı olarak boru çapının daha büyük seçilme zorunluluğu nedeniyle yatırım masrafı artmaktadır. Su kaynağında sediment mevcutsa tesiste sediment çökelmesine bağlı olarak daralma ve tıkanmalar olmaktadır. Ayrıca bitki köklerinin de boruya girerek tıkanma yaptığı görülmüştür.

Bu sulama şeklinde sulama karık veya tava şeklinde yapılacağı için ilave yatırım olarak arazi tesviyesine gerek vardır. Aksi taktirde sulama suyu toprak erozyonuna neden olacaktır. Ayrıca su alma hızı yüksek hafif bünyeli topraklarda suyun karıkla ilerleyememesi sonucu sızma yoluyla büyük oranda su kaybı oluşur. Burada tabana sızan su drenaj problemine sebep olur

Ayrıca beton boruların işletme sırasında hasar görmeleri halinde diğer plastik veya çelik borular gibi mahallinde anında temin edilememesi sonucu su isalesi durmakta sulama yapılamamaktadır. Bu malzemelerin temini halinde bile tesise montajı özel işçilik gerektirmektedir..

Kapalı borulu sulama sistemleri basınçlı olmadığı için günümüzde kullanımı artan yağmurlama, damla vb sulama yöntemleri için günümüzde çiftçi ihtiyaçlarına cevap verecek durumda değildir. Çiftçiler yağmurlama ve damla sulama için kanalet ve kapalı borulu sistemlerden motopompla su almaktadırlar. Burada da tek tek çiftçiler için motopomp ve enerji girdisi yönüyle büyük mali külfet ortaya çıkmaktadır.

Basınçlı sulama sistemleri 

Bilindiği gibi günümüzde su kaynakları son derece kısıtlıdır. Buna karşılık çeşitli sektörlerdeki su kullanımı çok artmıştır. Basınçlı sulama yöntemleri yüzey akışıyla ve derine sızma ile meydana gelen su kayıplarını ortadan kaldırdığı için günümüzde en çok tercih edilen yöntemler haline gelmişlerdir.

1. Yağmurlama sulama

Yağmurlama sulama yönteminde arazi üzerinde belirli aralıklarla yerleştirilen yağmurlama başlıklarından basınç altında havaya verilen sulama suyu buradan arazi yüzeyine düşer ve infiltrasyonla toprak içerisine girerek bitki kök bölgesinde depolanır. Bu su uygulama biçimi doğal yağışa benzediği için yağmurlama yöntemi adını almıştır. Suyun başlıklardan basınç altında verilmesi için basınçlı bir boru sisteminin bulunması ve işletme basıncının ya pompa birimiyle ya da su kaynağının yüksekte olması halinde yerçekimiyle sağlanması gerekmektedir.

Yağmurlama sisteminin unsurları

  • Su kaynağı :

Bu yöntemde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Yani herhangi bir akarsu, göl, keson kuyu, derin kuyu gölet. baraj, sulama kanalı vb. olabilir. Suyun kalite açısından sulamaya uygun olması ve fazla miktarda sediment ve yüzücü cisimler içermemesi gerekir aksi taktirde bu maddeler boru hatları ve başlıklarda tıkanmaya neden olacaktır.

  • Pompa birimi :

Yağmurlama sulama sistemlerinde gerekli işletme basıncı genellikle pompa birimi ile sağlanır. Statik emme yüksekliğinin fazla olmadığı koşullarda santrifüj tipi, derin kuyularda dik milli derin kuyu pompalar yada dalgıç tipi pompalar kullanılır. Pompalar ya akaryakıtla ya da elektrikle işletilirler. İşletme kolaylığı, tesis maliyeti ve enerji girdilerinde sağladığı ekonomi nedeniyle elektrik motorlu pompalar tercih edilir.

  • Boru hatları :

Ana boru hattı kaynaktan alınan suyu lateral boru hatlarına iletir. Bu borular gömülü veya açıkta olabilir. Ancak arazide yer kaplamaması ve işletme kolaylığı yönünden gömülü olması tercih edilmelidir. Lateral boru hatları üzerinde yağmurlama başlığı bulunan hatlardır. Ana boru hattından aldıkları suyu yağmurlama başlıklarına iletirler ve genellikle toprak yüzeyine döşenebildikleri gibi sabit sistemlerde toprak altına da döşenebilmektedirler.

  • Yağmurlama başlıkları :

Bu başlıklar lateral boru hatları üzerinde yer alır. Lateral boru hatları ile yağmurlama başlıkları arasındaki bağlantı bitki boyuna göre seçilen yükseltici borularla sağlanır. Yağmurlama başlıkları; dönüş hızlarına , işletme basınçlarına, ve işlevlerine göre sınıflandırılabilir; Başlık dönme hızı dakikada 1 devirden az ise yavaş dönen, 1 devirden fazla ise hızlı dönen başlık adını alır. Uygulamada dönme hızı 0.8-1.2 devir/dak olan başlıklar yaygındır. Aynı şekilde işletme basıncı 2 atmosferden az ise düşük basınçlı , 2-4 atmosfer ise orta basınçlı, 4 atmosferden fazla ise yüksek basınçlı başlık, 6-8 atmosfer basınçla çalışan sistemlere de jet tipi yağmurlama başlığı denmektedir. Yağmurlama başlıklarını işlevine göre, tarla ve bahçe tipi yağmurlama başlıkları biçiminde sınıflandırmak mümkündür.

Yağmurlama sistemleri kaplanan alana, tesisi ve işletme durumuna ve suyun bitkiye veriliş biçimine göre üç ana gruba ayrılır.

Kaplanan alana göre :

  • Tarla sistemleri
  • Çiftlik sistemleri
  • Tarla sisteminden çiftlik sistemine geçiş sistemleri
  • Toplu sistemler.

Tesis ve işletme durumuna göre :

  • Taşınabilir sistemler
  • Yarı sabit sistemler
  • Sabit sistemler

Suyun bitkiye veriliş biçimine göre :

  • Ağaç üstü sulama sistemleri
  • Ağaç altı sulama sistemleri (mikro-mini spring, bublers sulama)

2. Mini sprinkler

Meyve bahçelerinin ağaç altından sulanmasında özel olarak yapılmış küçük yağmurlama başlıkları kullanılmaktadır. Bu sistemde her ağaç sırasına yüzeye serili bir polietilen (PE) lateral boru hattı döşenir ve her ağacın altına özel olarak yapılmış küçük bir yağmurlama başlığı yerleştirilir. Sistem bütünüyle sabittir. Sulama sezonu sonunda toprak yüzeyine serili lateral boru hatlarıyla yağmurlama başlıkları da toplanır. Bu tip sistemlere ağaç altı mikro yağmurlama sistemi de denilmektedir. Bu sistemlerde işletme basıncı 1-2 atmosfer kadardır. Bir yağmurlama başlığı yaklaşık bir ağaç tacının çapı kadar bir alanı ıslatır.

Avantajları:

Diğer normal yağmurlama sistemlerinin avantajlarına ilave olarak;

  • Bütün su iletim sisteminin gömülü olması nedeniyle zirai faaliyetin engellenmemesi
  • Sistemin tümden gömülü olması nedeniyle ömrünün uzun olması kuş ve kemirgenlerden zarar görmemesi
  • Metodun ağaç kök gelişimine rahatça ayak uydurabilmesi,
  • Normal yağmurlama sistemlerine göre ilk tesis giderlerinin daha az olması,
  • Damla sulamaya göre meme delikleri daha büyük olduğu için daha geniş açıklıklı filtreden geçirilerek kullanılabilmesi,
  • Damla sulama yöntemine göre daha fazla alan ıslatıldığı için ağacın kök yapısının doğal olarak yayılabilmesi,
  • Normal yağmurlama sistemlerinde ağaç tacının sulama sırasında ıslanması nedeniyle meyve ve yapraklarda mantari hastalıklar geliştiği için çoğu zaman kullanılamadığı halde mini springin burada emniyetle kullanılabilmesidir.

4. Damla sulama

Damla sulama yönteminde temel ilke, bitkide nem eksikliğinden kaynaklanan bir gerilim oluşturmadan, her defasında az miktarda sulama suyunu sık aralıklarla yalnızca bitki köklerinin geliştiği ortama vermektir. Bu yöntemde bazen her gün, hatta günde birden fazla sulama yapılabilmektedir. Damla sulama yönteminde arındırılmış su, basınçlı bir boru ağıyla bitki yakınına yerleştirilen damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılardan düşük basınç altında toprak yüzeyine verilir. Su buradan infiltrasyonla toprak içerisine girer, yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi ile bitki köklerinin geliştiği toprak hacmi ıslatır. Başka bir deyişle, bu yöntemde genellikle alanın tamamı ıslatılmaz. Bitki sırası boyunca ıslak bir şerit elde edilir ve bitki sıraları arasında ıslatılmayan kuru bir alan kalır. Böylece, mevcut sulama suyundan en üst düzeyde yararlanılır. Damla sulama sistemi sabit sistem biçimindedir. Sistem unsurları, sulama mevsimi boyunca aynı konumda kalırlar. Ancak, sulama mevsimi sonunda bazı unsurlar araziden kaldırılır.

Damla Sulama Sisteminin Unsurları  

Bir damla sulama sistemi sırasıyla pompa birimi, kontrol birimi, ana boru hattı, ara (manifold) boru hatları, lateral boru hatları ve damlatıcılardan oluşur. 

Su kaynağı :

Damla sulama yönteminde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Ancak suyun fazla miktarda kum, sediment ve yüzücü cisim içermemesi gerekir. Ayrıca, fazla miktarda kalsiyum ve magnezyum bileşikleri ile demir bileşikleri içeren sular da damla sulama yöntemi için uygun değildir.

Pompa Birimi :

Su kaynağının yeteri kadar yüksekte olmadığı koşullarda, gerekli işletme basıncı pompa birimi ile sağlanır. Su kaynağının tipine bağlı olarak santrifüj, derin kuyu yada dalgıç tipi pompalardan biri kullanılabilir. Pompanın elektrik motoru ile çalıştırılması tercih edilir.

Kontrol Birimi :

Damla sulamada, suyun çok iyi süzüldükten sonra sisteme verilmesi gerekir. Aksi durumda damlatıcıların tıkanması sorunuyla karşılaşılır. Bu işlem kontrol biriminde yapılır. Kontrol biriminde ayrıca, sisteme verilecek sulama suyunun basınç ve miktarı denetlenir ve bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılır.

Kontrol birimi genellikle ana boru hattının başlangıcına kurulur.

Kontrol biriminde; hidrosiklon, kum-çakıl filtre tankı, gübre tankı, elek filtre, basınç regülatörü, su ölçüm araçları, manometreler ve vanalar bulunur. Hidrosiklon, suda bulunabilecek kum parçacıklarının sisteme girmeden önce tutulduğu araçtır. Su hidrosiklonun üst kısmından çepere doğru girer ve çeper boyunca aşağıya doğru iner. Daha sonra su ortadan yukarıya doğru yükselir ve kum parçacıkları ağır olduğundan tabanda kalır. Kumdan arınan su hidrosiklonun üzerinden sisteme verilir. Tabanda biriken kum belirli aralıklarla temizlenir. Kum-çakıl, filtre tankında, sulama suyunda bulunabilecek sediment ve yüzücü cisimler tutulur. Su tanka üstten girer, kum ve çakıl katmanlarından geçtikten sonra tankın altından çıkar. Bu arada sediment ve yüzücü cisimler genellikle üst kesimde tutulur. Tankın tabanında, etrafı elek filtre ile sarılmış delikli boru bulunur. Burada amaç, tanktan su ile birlikte kumun çıkışını engellemektir. Kum-çakıl, filtre tankında ayrıca suyun alttan girişini ve üstteki vanadan çıkışını sağlayan geri yıkama borusu bulunur. Bu boru aracılığıyla, zaman zaman tankın üst kesiminde biriken sediment ve yüzücü cisimler yıkanarak tank temizlenir. Damla sulama sistemlerinde bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılarak uygulanır. Bu amaçla sıvı gübre kullanılır. Sulanacak alanın büyüklüğüne göre hesaplanan sıvı gübre miktarı, kontrol birimindeki gübre tankının içerisine konur. Gübre tankı ana boruya üzerinde vanalar bulunan hortumlarla iki noktadan bağlanır. Biri gübre tankına su girişi, diğeri ise su çıkışı içindir. Ana boru üzerine ayrıca, değinilen iki nokta arasında basınç farklılığı yaratmak amacıyla bir vana daha yerleştirilir. Gübre uygulanacağı zaman ana boru üzerindeki vana kısmen kapatılır, gübre tankı giriş ve çıkış vanaları açılır. Böylece, ana borudaki suyun bir kısmı gübre tankına girer, sıvı gübre ile karışır ve tekrar ana boruya döner.

Kontrol birimine, gübre tankından sonra elek filtre yerleştirilir. Filtre genellikle silindir biçimindedir. Tek yada iç içe geçmiş iki filtreden oluşabilir. Elek filtrelerin 80-200 mesh arasında olması önerilmektedir. Dış filtrenin elek numarası genellikle daha düşüktür. Elek filtre ile, kum-çakıl filtre tankında süzülemeyen sediment ve gübre tankından gelebilecek gübre parçacıkları tutulur. Her sulamadan sonra elek filtreler sökülür ve yıkanarak temizlenir. Elek filtreden sonra, suyun boru hattında sabit basınç altında verilmesini sağlamak için bir basınç regülatörleri yerleştirilir. Basınç regülatörleri bazen manifold boru hattı girişine de yerleştirilebilir. Kontrol biriminde ayrıca, kum-çakıl filtre tankının giriş ve çıkışı ile elek filtre girişindeki basıncın ölçülmesi gerekmektedir. Bu amaçla, üç yollu bir manometreden yararlanılır. Böylelikle, basınç farklılıklarından filtrelerin tıkanma derecesi saptanır ve gerekli zamanlarda filtreler temizlenir.

Ana Boru Hattı : Suyu kaynaktan manifold boru hatlarına iletir. Genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde ana boru hattı toprak yüzeyine döşenebilir. Bu koşullarda sert PE borular kullanılır.

Ara (Manifold) Boru Hattı :

Suyu ana boru hattından laterallere iletir. Laterallerin doğrudan ana boru hattına bağlanması durumunda, su girişini denetlemek için her lateralin başına bir vananın yerleştirilmesi zorunluluğu vardır. Bu ise hem sistem maliyetini çok önemli boyutlarda arttırır hem de sistemin işletilmesini güçleştirir. Bunun yerine, belirli sayıdaki lateral boru hattı manifold boru hattına bağlanır ve manifoldun ana boru hattıyla bağlantısı bir vana ile sağlanır. Manifold boru hattına bağlı laterallerin tümü bir işletme birimini oluşturur. Manifold başlangıcındaki vana açıldığında işletme birimindeki tüm laterallere aynı anda su verilmiş olur. Ana boru hatlarında olduğu gibi, manifold boru hatları da genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde manifold boru hatları bazen toprak yüzeyine serilir ve bu durumda PE borular kullanılır. Manifold boru hatları, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) yada bayır aşağı eğimde döşenmelidir. Bayır yukarı eğimde döşemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu hatlar, ana boru hattına dik olabileceği gibi paralel de olabilir.

Lateral Boru Hatları :

Üzerine damlatıcıların yerleştirildiği borulardan oluşur. Toprak yüzeyine serilir ve bu amaçla yumuşak PE borular kullanılır. Genellikle her bitki sırasına bir lateral döşenir. Bazen, her bitki sırasına iki lateral ya da iki bitki sırasına bir lateral yerleştirilebilmektedir. Lateral boru hatları da, manifold boru hatlarında olduğu gibi, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) ya da bayır aşağı eğimli döşenmelidir ve bayır yukarı döşemekten kaçınılmalıdır.

Damlatıcılar : Sistemin en önemli ve en dikkatle seçilmesi gereken elemanlarıdır. Lateral borulardaki basınçlı su damlatıcıya geçtikten sonra, damlatıcı içerisindeki akış yolu boyunca ilerlerken, suyun enerjisi sürtünme ile önemli ölçüde kırılır. Bunun sonucunda, su damlatıcıdan damlalar biçiminde çok küçük debi ile çıkar ve toprağa infiltre olur. Damlatıcılar genellikle lateral üzerine geçik (on-line) ve laterale boylamasına geçik (in-line) olmak üzere iki tipte yapılmaktadır. Lateral üzerine geçik damlatıcılarda, damlatıcı girişi lateral boru içinde ve gövde borunun dışındadır. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve genellikle kısa akış yolludur. Suyun enerjisi, girişteki orifis ve akış yolu boyunca kırılır. Laterale boyuna geçik damlatıcılarda ya laterel boru damlatıcının iki ucuna bağlanmakta ya da damlatıcılar lateral boru içerisine sabit aralıklarla ve boylamasına yerleştirilmektedir. Akış yolu genellikle uzundur. Su lateral boru çeperinden damlatıcıya girmekte, uzun akış yolu boyunca enerjisi kırılmakta ve lateral boru dışından çıkmaktadır.

Basınçlı sulama yöntemleriyle (Yağmurlama, damla sulama vb.) büyük oranda su tasarrufu sağlanır. Bu suyla da daha fazla alan sulanır. Buda daha fazla çiftçiye hizmet götürülmesi yönüyle sosyal adaletin sağlanması, üretim artışı ve milli gelir artışı demektir.

5. Basınçlı Sulama Sistemlerinin Avantajları ve Dezavantajları

Basınçlı sulama sistemlerinin yararları :

  • Topoğrafik yönden düzgün olmayan tarım alanları tesviyeye gerek kalmadan bu yöntemle sulanabilir. Salma sulamaya bağlı erozyon önlenir.
  • Geçirgenliği yüksek olan topraklarda karık akışına bağlı su kaybına neden olmaksızın tüm tarla alanında ekonomik ve üniform olarak yüksek randımanla sulama yapılır.
  •  Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde taban su seviyesini yükseltmeden sulama yapılır.
  • Kanalet ve kapalı borulu sistemlerde sulama yapmak için gerekli tarla içi hendeklere gerek kalmadığından ekim alanı artmakta sulama işçiliği de azalmaktadır.
  • Ticari gübreler sulama suyuyla sadece bitki kök bölgesine verilebilir, böylece gübre ve işçilikten de tasarruf sağlanır.
  • Bu sistemlerde bitki kök bölgesinde düşük gerilimle tutulan devamlı bir nem bulunduğundan bitki suyu topraktan fazla bir enerji harcamaksızın alır. Bu da ürün artışı sağlayan önemli bir faktördür.
  • Tohum yataklarının hazırlanması, tohumların çimlendirilmesi fide seyreltmesi için üniform ve yeterli toprak nemi kontrollü bir şekilde sağlanabilir.
  • Sulama suyu proje sahasına istenilen miktarda denetim altında verilir. Gerekirse bireysel olarak kullanılan su, sayaç takılarak net olarak saptanıp miktarına göre kullanım bedeli tahsil edilebilir. Tesisin kontrolü kolaydır.

Basınçlı sulama sistemlerinin sakıncaları :

  • Sistemin birim alana düşen ilk yatırım bedeli diğer sistemlere göre yüksektir. Ancak aynı suyla daha fazla alanın sulanabilmesi, verim artışı, drenaj sorununu azaltması, tesviye yatırımına ihtiyaç duyulmaması, çiftçilerin gelir artışı fazla olan ürünlerin ekilmesine yönelmesi nedeniyle yatırım maliyeti farkı kısa sürede kendini amorti edecektir.
  • Su kaynağı kotu sulanacak arazinin kotundan fazla olmayıp basınç pompajla sağlanıyorsa işletme gideri fazla olacaktır. Ancak getirisi yüksek olan ürün ekimlerinde bu sistem ekonomik olmaktadır. Bireysel çiftçi sulama sistemlerinde bu durum net olarak gözlemlenmektedir.
  • Sulama yapılacak bölgede sulama esnasında kuvvetli rüzgarın olması, veya devamlı hakim rüzgarın olması su dağılımını olumsuz etkiler.
  • Bazı bitkilerde yağmurlama sulama çiçeklenme döneminde tozlaşmayı olumsuz etkiler. Ayrıca mantari hastalıklara da yol açabilir. Burada uygun sulama zamanı ve uygun sulama yöntemi tüm bu sakıncaları ortadan kaldırmaktadır.
  • Cazibeli basınçlı olarak çalışabilecek sulama tesisleri öncelikle ve mutlaka kapalı basınçlı olarak inşa edilmelidir.

Sonuç olarak basınçlı sulama sistemleri; sulanacak alana ilişkin iklim, toprak, tarımı yapılan bitki paterni, çiftçilerin alışkanlıkları, eğitim ve sosyal yapılarının dikkate alınmasıyla hazırlanacak kaliteli bir sulama projesi ve sonrasında tesiste iyi bir işletme anlayışıyla son derece başarılı bir şekilde çalışacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

Delibaş L.. 1994. Sulama, T.Ü. Tekirdağ Ziraat Fakültesi, Yayın No: 213 Ders Kitabı No: 24, Tekirdağ.

Kanber R., 1997. Sulama. Ç.Ü. Ziraat Fak. Genel Yayın No:174, Ders Kitapları Yayın No:52, Adana.

Güngör Y. ve Yıldırım O. 1989. Tarla Sulama Sistemleri, A.Ü Ziraat Fakültesi Yayınları, Yayın No:1155, 325 s. Ankara.

Korukçu A. ve Yıldırım O. 1981.Yağmurlama Sistemlerinin Projelenmesi, Topraksu Genel Müdürlüğü, Yayın No:57, Ankara.

Apan M. 1981. Tarla Sulama Sistemlerinin Seçiminde Dikkate Alınması Gereken Temel Etmenler, A.Ü. Ziraat Fakültesi Dergisi, Cilt:12, 228-232, Erzurum.

Topraksız Tarım Temel Bilgiler

Tomato-Hydroponics Semi-hydro11 hydroponics_nft_w_gravel Hydroponic-supplies-and-equipment hydroponics-grow-room hydro1 hydroponics EDENVALE-italian-parsley2 7hydroponics

Topraksız Tarımla İlgili Temel Sorular ve Cevaplar

Topraksız Tarım mı? Hidroponik mi?

İngilizce hidroponik (hydroponics) de denilen bu tarım şekli, adı üzerinde bitkisel üretim sırasında toprağın kullanılmadığı ve bitkiye toprağın durak görevini yapmadığı bir bitkisel üretim tekniğidir.

Ben genelde Türkçe’ de de hidroponik kavramının kullanılmaya başlandığına şahit oluyorum. Buna iki yönden karşıyım:

Birincisi, hidroponik kelimesi tam olarak “topraksız tarım” tekniklerini açıklayan bir kavram değil.

“Neden ?” diyeceksiniz.

Hidroponic Yunanca hidro (su) ve ponos (iş, çalışma) kelimelerinin birleşimi ile oluşmuş bir sözcük. Yanı "su işi, suda çalışan" demek.

Oysa topraksız tarım tekniklerinden bir tek “su kültürü” dediğimiz teknikte, sadece su ile çalışma söz konusu.

Oysa topraksız tarım teknikleri, katı ortam kültürü, yarı topraklı sistem, su püskürtmeli sistem gibi sadece "su işi" olmayan yöntemleri de kapsamaktadır.

Yani hidroponik terimi tüm topraksız tarım tekniklerini kapsamadığı için yanlış ya da eksik bir terimdir.

İkinci karşı çıkma sebebim ise bunun yabancı bir kelime olması. Yani hem yapılan işi tam açıklamıyor; hem de yabancı, dilimize hiç uymayan bir kelime.

O zaman sadece hava atmak, "ben bu işi biliyorum" demek için bu garip kelimeyi neden kullanalım ki?

Açıkçası ben sürekli konu ile ilgili görüşüp tartışarak hidroponik yerine "topraksız tarım" teriminin kullanılması gerekliliğini anlatıyorum.

Sanırım zaten artık (umarım) “topraksız tarım” terimi yerleşti; hidroponik unutuldu. Öyle de kalsın.

Topraksız Tarım nedir?

Tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekirse, çok kısaca:

Topraksız tarım, toprak yerine sıvı mineral besin karışımları ile bitki yetiştirme tekniğidir. (http://en.wikipedia.org/wiki/Hydroponics)

Yani bitkilerin kökleri toprak yerine içerisine bolca bitki besini bulunan çeşitli ortamlara girer ve besinlerini buradan alır. Bu ortamlar; perlit, cam yünü, ponza taşı gibi katı ortamlar olabileceği gibi sadece su veya püskürtülen su gibi ortamlar da olabilir.

Sonuçta temelde toprak:

1- Suyu köke iletir.

2- Havayı köke iletir.

3- Besini köke iletir.

4- Durak vazifesi görür.

5- Kökü güneş ışığından korur.

İşte bu beş maddedeki imkanı toprak olmadan bitkiye sağlayabilirsek, topraksız tarım yapmış oluruz.

Peki Neden Tüm Bu İşlemleri Yapan Ucuz Bir Kaynak Olan Toprak Varken Topraksız Tarım Yapıyoruz?

Açıkçası tarımsal üretim, büyük belirsizlikler ve dolayısı ile büyük riskler taşıyan bir üretim biçimidir.

Tarımsal üretim yaparken belirsizlikleri, bilinmezlikleri ne kadar azaltırsak riskler de o oranda azalır.

İşte topraksız tarımda bitkiye verilen su, hava, besin gibi çok önemli temel öğeler kontrol edilebilir ve böylece hem riskler azaltılır; hem de bu girdilere daha hâkim olunabildiği için verim arttırılabilir.

Ayrıca toprakta çok fazla sayı ve çeşitte mikrop ve çeşitli canlılar bulunur. Bu mikroplar ve canlılar genellikle bitkiye zarar vermezler. Ancak kimi zaman bazıları bitkiye zarar vererek üretimdeki riskleri arttırır, verimi düşürebilir.

Toprakta bu tip zararlılar varsa bu canlılarla savaşmak oldukça zorlu hatta bazen imkânsızdır.

Ayrıca toprak, sürekli aynı bitkinin yetiştirilmesi; yanlış sulama-hatalı gübreleme yapılması gibi sebeplerden dolayı bozulabilir ve bitkisel üretime elverişsiz hale gelebilir.

Bu duruma gelen toprağı ıslah etmek çok zor ve masraflı olabilir.

İşte tüm bu sebeplerden daha pahalı da olsa topraksız tarım, topraklı tarıma tercih edilebilir.

Topraksız Tarım Teknikleri Nelerdir?

Yukarıda saydığımız, toprağın görevi olan beş maddeyi çeşitli şekillerde karşılayan topraksız tarım teknikleri mevcuttur.

Örneğin (1) katı ortam kültürü: Bu teknikte bitkiler perlit, kaya yünü, kum gibi içinden su geçebilen katı bir ortama dikilir. Daha sonra bu ortama eritilmiş bitki besinlerinin (gübrelerin) olduğu su verilir.

Başka bir teknik (2) su kültürüdür. Bu teknikte bitkiler tamamen içi besinle karışık, havalandırılan su dolu bir havuzda, genelde delinmiş strofor malzemenin içerisindedir. Bu teknik, özellikle boyu yüksek olmayan marul gibi bitkiler için uygundur.

(3) Hava kültürü (ya da püskürtmeli su kültürü): Bu teknikte bitki köklerine sürekli olarak içinde besinlerin eritilmiş olduğu su püskürtülür.

Bu isimler aslında benim, işleyişe göre kolay anlaşılsın diye verdiğim isimler. Tekniklerin isimleri aslında hidroponik, aeroponik, NFT gibi değişik yabancı dilde terimlerle tanımlanıyor.

Topraksız Tarım Neden Sadece Seralarda Yapılıyor?

Topraksız tarım genel olarak ilk yatırım masrafları yüksek bir tarımsal üretim şeklidir. Bu sebeple bu yatırımın, kontrolsüz çevre şartlarının olumsuz etkilerinin azaltıldığı ve birim alandan yüksek verimlerin alındığı; gerekirse ısıtma ile üretimin yıl boyu sürdürülebildiği seralarda yapılması tercih edilir.

Ancak topraksız tarımın serada yapılması kesin bir kural değildir. (Örneğin ben, saksı kültürü ile topraksız tarımda fide yetiştiren başarılı fidanlıklar gördüm.)

Topraksız Tarımda, Üretim Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

Topraksız tarım, az önce anlattığım sebeplerden dolayı tarımın (bitkisel üretimin) en kontrollü şekillerinden biridir.

Bu sebeple bir nevi hassas tarımdır.

Yine bu sebeple topraksız tarımla üretim yapılan seralar, bitkiye gerekli tüm girdilerin ve olası birçok riskin kontrol edilebildiği seralardır.

Ancak gelin görün ki topraksız tarımda kontrol edilebilecek parametrelerin aslında birçoğu kontrol edilmez.

Benim topraksız tarım seralarında çok sıklıkla şahit olduğum, kontrol edilebileceği halde kontrol edilmeyen unsurlar şunlardır:

1- Bitki Bazında Besin Kontrolü: Her bitkiye ne zaman ne kadar besin gittiği (azot, fosfor, potasyum ve iz elementler tek tek) takip edilebilir. Bu takip ve izlenebilirlik ile bitkiler, en azından sıra bazında hasat edilen ürün ile karşılaştırıldığında bitki beslenme verimliliğine dair çok önemli bulgular edinilebilir ve verim/kalite sürekli arttırılabilir.

2- Drenaj Suyu Ölçümü ve Yeniden Kullanımı: Topraksız tarımda drenaj suyu, besinli suyun köklerin arasından geçip gitmesi sonucu genelde verilen tüm suyun % 20 ila % 30’ u gibi olan ve ne kadar azaltılırsa o kadar karlı olunabilen atık sudur. Bazı seralarda bu su tekrar kullanılmakla birlikte birçok serada bu su tekrar kullanılamadan atılmaktadır. Bu suyu atmak hem çevre kirliliğine sebep olmakta, hem de içerisinde bulunan çeşitli miktar gübrenin israf olması ile sonuçlanmaktadır.

Burada yapılması gereken, drenaj suyunun bir yerde toplanarak içerisindeki besin maddelerinin ölçülmesi, eksilenlerin yerine konması ve EC, pH gibi değerlerinin düzenlenerek bitkilere yeniden verilmesidir.

Önemli not: Eğer topraksız tarım ile üretim yapılan bir yere giderseniz “drenaj suyunu tekrar kullanıyor musunuz?” diye sorunuz. Eğer tekrar kullanabiliyorlarsa biliniz ki orası yetkin ve iyi bir işletmedir.

3- Bitki Bazında Verim Kontrolü: Aslında bu konu topraksız tarımla birebir bağlantılı olmasa da, bu kadar yoğun girdili bir tarımsal üretimde yapılması beklenebilecek bir çalışmadır. Eğer bitki bazında verilen besin ve alınan verim hesaplanabilirse, hatta serada birkaç çeşit tohum böylelikle karşılaştırılabilirse, verimde sürekli iyileşme kolayca gerçekleşebilecektir.

Sonsöz

Ben yazılarımı genel olarak ustalarımdan öğrendiğim gibi, bir yere çok bakmadan, yoğunlukla kendi bilgi ve yorumlarımla yazıyorum.

Bu sebeple hata değil ama (çünkü bildiğim yerlerden yazmaya çalışıyorum) unuttuğum kısımlar olabiliyor.

Kısacası eğer unuttuklarım varsa lütfen kusura bakmayın hatta mümkünse beni uyarın ki başka bir yazımda telafi edebileyim.

Bunun yanı sıra sonsöz olarak önemli bir diyeceğim var:

Ben topraksız tarımda en büyük eksikliğin bilgisizlik ve araştırmaya önem vermemek olduğunu düşünüyorum.

Bir kişi veya kurum, topraksız tarımla üretim yapmak amaçlı yatırım yapacağı zaman, pek araştırma yapmadan hemen bir anahtar teslimi sera kuran firmaya gidiyor ve serasını kurup üretime başlamayı amaçlıyor.

Bu durumda da tüm anahtar teslim sera kuran firmalar “katı ortam kültürü”ne dayalı topraksız tarım seraları kuruyor.

Bunun bir sebebi katı ortam kültürünün en kolay ve güvenli topraksız tarım tekniği olması olduğu gibi; bir sebebi de sera kuran firmaların, bir-iki yılda bir değişmesi gereken katı ortamların yenilerini bu müşterilerine tekrar satarak para kazanmak istemeleri diye düşünüyorum.

Oysa bence yatırımcılar topraksız tarım yatırımı yaparken çeşitli topraksız tarım tekniklerini mutlaka derinlemesine incelemeli. Sorup, okuyup, araştırmalı ve firmalara bilgiler ile donanmış olarak gitmeli.

Böylece belki de su kültürü, hava püskürtmeli kültür gibi teknikler ile katı ortam kültüründen çok daha başarılı sonuçlar almak mümkün olabilir.

Şahsen ben, bilgili ve ne istediğini bilen bir yatırımcı ile çalışmayı; bilmeden, araştırmadan parasını saçarak verimsiz çalışan ve sonucunda başarısız olup yatırımın tümünden vazgeçebilecek bir yatırımcı ile çalışmaya tercih ederim.

Bence herkes böyle düşünmeli.

Bu konuda Goethe’ nin deyişi oldukça anlamlı sanıyorum: “Akıllı adam, akılsız adamın son yaptığını ilk önce yapar.

Hakan Ozan Erzincanlı/Ziraat Yüksek Mühendisi

Tarım Sigortaları Havuzu Eksperliği Eğitimi Düzenlenecektir

  •  
    1. Bitkisel Üretim Temel Eğitim Programı: 09 21 Haziran 2008 tarihleri arasında toplam 104 saat olup, eğitim arazi çalışması ile hafta sonu da devam edecektir. Eğitim sonunda sınav yapılacaktır. Bitkisel Üretim Temel Eğitim Katılım Ücreti: 600 YTL dir.
    2. Hayvansal Üretim Temel Eğitim Programı: 09 13 Haziran 2008 tarihleri arasında toplam 40 saat olup, eğitim sonunda sınav yapılacaktır. Hayvansal Üretim Temel Eğitim Katılım Ücreti: 300 YTL dir.
    3. Eğitim tesisinde konaklamak ve yemek isteyenler için yer ayarlanacak olup, her türlü konaklama ve yemek ücretleri kat