Hümik Asitin Tarımda Kullanımı
Hümik asitler veya humus, kısmen veya tamamı ile çürümüş bitki veya hayvan artıklarının oluşturduğu siyah veya koyu kahve renkli maddelerdir.
Liebig humusu şöyle tarif etmiştir: “alkali ortamda kolayca çözünebilen, fakat suda çözünmeyen, alkalilerin veya asitlerin aksiyonu ile bitkilerin bozulması boyunca üretilen kahve renkli bir madde”.
Khristeva humusu “zamanla bozunmaya karşı maddenin ilk hayati durumundan daha dirençli kılan hayvansal ve bitkisel organizmalardan arta kalan transformasyon maddesidir” diye tanımlamıştır.
Humus kelimesi bazı toprak bilimcileri tarafından “toprak organik maddesi” şeklinde de kullanılmıştır. Bu anlam topraktaki hümik asitleri içeren tüm organik maddeleri kapsamaktadır. Toprak organik madde kavramı genellikle bitki ve hayvan dokuları, toprak biyokütlesi, hümik maddeler ve canlı organizmalar tarafından sentezlenmiş tüm organik maddeleri içermektedir.
Hümik asitler koloidal maddelerdir ve kil gibi hareket etmektedirler. Hümik molekülünün katyon değişim siteleri hidrojen iyonu ile doldurulduğu zaman oluşan madde “hümik asit” olarak düşünülmektedir. Fakat bunun pH üzerinde büyük etkisi yoktur. Zira, bu asit suda çözünmemektedir. Katyon değişim siteleri hidrojen haricinde herhangi bir katyon ile doldurulursa bu madde “humat” olarak tarif edilmektedir. Monovalent alkali metallerin humatları suda çözünmektedir. Khristeva hümik asitlerin alkaliler ile işlenmesi ile sodyum ve potasyum humatları elde etmiştir. Fakat multivalent metal humatları, metaline göre suda ya kısmen çözünmekte veya hiç çözünmemektedirler. Kimyasal olarak bulunduğu bölgeye göre çok farklı özellikler gösteren hümik asitlerin moleküler büyüklüğü 2000-300000 Dalton, karbon içeriği %45-65, oksijen içeriği %30-50, katyon değişim kapasitesi 500-1500 mq/100 g olarak tespit edilmiştir.
Fiziksel ve kimyasal özellikleri
Son zamanlarda kromatografik, spekroskopik ve x-ray analizleri hümik asitlerde bulunan organik yapısal gruplar hakkında bilgilerimize çok şeyler katmaktadır. Ayrıca, katyon ve anyon değişim reaksiyonları geniş biçimde çalışılmıştır. Fakat kimya ve toprağın verimliliği arasındaki ilişkiyi kuran çalışmalar yeterli düzeyde değildir. Bu çalışmalara genellikle tampon lama, gerekli elementlerin şelatlanması ve aynı kaynaktan gelen organik maddenin hormon etkisi örnek verilebilir. Jenkinson ve Tinley farklı kaynaklardan elde edilen ligno-proteinlerin çok farklı kızıl ötesi tayfa sahip olduklarını göstermiştir. Makstmow ve Liwski hümik asitli gübrelerin hazırlanma metoduna göre bitki tepkilerinin farklı olduklarını bulmuşlardır.
Ayrıca, ekstraksiyonun metodu ve kaynağının hümik asitlerin toprak verimlilğini etkilemede önemli olduğunu belirtmişlerdir. Leonardite (linyit kömürünün okside olmuş formu) kimyası üzerine yapılan son çalışmalar hümik asitin tuzlarının bileşimi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hümik asitler kayaların ve minerallerin bozulmasında aktif görev yapmaktadırlar. Olayın karakteri hümik asitlerin bulundukları yerdeki doğasına ve minerallerin mukavemetine bağlıdır.
İçeriği
Hümik asitler doğal büyük bio-polielektrolitlerdir. Bünyelerinde önemli oranda polifenoller, polikarboksilik asitler, karboniller ve peroksitler gibi organik kimyanın önemli gruplarını barındırmaktadırlar. Hümik asitler gerekli besin maddelerinin bitkiye geçişini sağlamaktadırlar. P2O5 in hümik asitlerce elverişli hale getirilmesi hakkında birçok makale yazılmıştır. P2O5 içeriğinin fazlaca bulunduğu ortamlarda meydan gelen kloroz problemini hümik asitlerin demiri bitkinin alacağı forma getirmesi ile çözdüğünü Dekock 1955’de göstermiştir. İz elementlerin bitki tarafından ihtiyacının karşılanmasında hümik asitlerle şelat yapan bileşiklerin rolü büyüktür. Tüm gerekli metaller hümik asitlerle şelat yapabilmektedir.
Toprakta bulunan potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko ile reaksiyona giren hümik asitler organa-mineral köprüler üretmektedirler. Bu köprüler mikroorganizmalar için hayati destek veren toprağın mekanik parçacıklarını bağlamaktadırlar. Tüm araştırmacılar hümik asitlerin varlığı ile toprak mikroorganizmalarının aktivasyonlarının arttığı konusunda ortak düşünceye gelmişlerdir. Bu sebepledir ki yoğun bir şekilde sömürülerek zayıf kalmış toprağı tamir etmek için hümik asitlerle iyileştirme yöntemi tek başına bir hayli etkili çözüm olmaktadır.
Hümik asit-metal kompleksi bitki beslemede belirleyici bir durumdur. Kurşun, krom, kadmiyum ve benzer ağır metaller ile radyoaktif elementlerin önce bitkiye, sonra da hayvanlarla insanlara geçişi ciddi hastalıklara yol açtığı bilinmektedir. Ağır metaller ile çözünmez bileşikler yapan hümik asitler bunların hücreden içeri girmesini engelleyen setler oluşturmaktadır. İnorganik demir bileşikleri de toprakta çözünmezler, oldukça kararsızdırlar ve kalsiyumu yüksek (kireçli) topraklarda bitki tarafında alımı zordur. Humatlı bileşikler demiri şelatlı kompleksler içine dahil etmektedir. Toprak fosfatları demir ve alüminyum ile yaptıkları reaksiyonlarda bitki tarafından alınamaz duruma gelmektedirler. Fakat reaksiyon sonucu oluşan bileşik hümik asitler tarafından kompleksleşmektedir.
Şelatlama maddeleri olan Hümik asitler fosfat ile demir-alüminyum arasındaki bağları kırabilmektedirler. Sonuçta fosfat iyonu serbest kalmaktadır. Humatların toprağa ilavesi bu işlemin hızını yükseltmekte ve fosfatın bitkilerce alınmasını kolaylaştırmaktadır. Küçük miktardaki hümik asitler bile bitkiyi hassas hale getirmede, plasmanın geçirgenliğini arttırmada ve bitkilerce besin elementlerinin alımının hızlanmasında aktif hareket etmektedirler. İlieske hümik asit ve türevlerinin bitki zarının geçirgenliğini arttırdığını, bunun da bitkinin besin elementlerini almasını kolaylaştırdığını tespit etmiştir. Büyük orandaki hümik asitler ise elverişli demir kaynağıdırlar.
Bitki gelişmesine etkisi
Hümik asitler ile “auxin” (hücrenin gerilip uzaması, bölünmesi gibi birçok değişik fonksiyonu düzenleyen çeşitli bitki hormonları) tipi reaksiyonların varlığı üzerine birçok makale yazılmıştır. Hümik asitlerin tohumun çimlenme kapasitesini arttırdığını ve bitkilerin vitamin içeriğini çoğalttığını bildirmişlerdir. Hümik asitlerin tohumun çimlenmesini etkilemesi bitkinin köklerini etkilemesine benzemektedir.
Su ve besin maddelerini taşıyan hümik asitler tohumun gözeneği boyunca çekilmekte ve çimlenmenin başlaması için tohumu uyarmaktadır. Tohumdaki nakil için gerekli mekanizma, indolbütirik asitin mekanizmasına benzemektedir. Fakat yine de tam olarak bilinmektedir. Hümik asitler sadece tohumu uyarmakla kalmaz, aynı zaman da kök sistemini ve üst aksamı da uyarmaktadır. Özellikle bunların etkisi kökte öne çıkmaktadır. Kök gelişimindeki ilerleme bitkinin veriminin artmasındaki en önemli etkendir. Bir çok araştırmacı mikroorganizmaların değişik gruplarının gelişmesinde hümik asitlerin olumlu etkilerini gözlemlemişlerdir. Bu araştırmacılar bu etkiyi hümik asitlerin demirle yaptığı komplekse veya onların kolloidal doğasına veyahut da hümik asitlerin organik katalist gibi hareket etmesine yüklemişlerdir.
Mikroflora popülasyonunun uyarılması hümik asitlerin karbon ve fosfat kaynağı olması ile alakalıdır. Hümik asitler bu populasyonun artması için gerekli siteleri sağlamaktadır. Bakteriler organik katalist olarak hareket eden enzimleri oluşturmaktadır. Kristeva vejetasyonun erken safhalarında bitkiye geçen hümik asitlerin polifenol kaynağı olduğunu ve bunun da solunum katalisti vazifesi yaptığını tespit etmiştir. Bu bitkinin yaşama aktivitesini arttırmasına neden olmaktadır. Örneğin; enzim sistemleri yoğunlaşmakta, hücre bölünmesi hızlanmakta, kök sistemleri büyük gelişim göstermekte ve kuru madde verimi çoğalmaktadır.
Humat-bitki sistemi bitkilerin büyüme ve gelişmeleri için çok önemli olan iki işlemle tanımlanmaktadır. İlk işlem hücre enerjisinin güçlendirilmesi ve bunun bir sonucu olarak da iyon değişim kapasitesinin arttırılmasıdır. Hümik asitler gerekli besin maddelerini bünyelerinde topladıktan sonra bunları bitki ihtiyaç duyduğu miktar kadar bırakmaktadır. İkinci işlem hücre gözenekleri geçirgenliğinin artmasıdır. İşlemlerin önemli bir çoğunluğu hümik asitler-toprak sisteminde gözlenmektedir: kilin gevşetilmesi, suyun toprağa nüfuz edişinin kolaylaştırılması, toprağın iyon değişim kapasitesinin arttırılması ve toprak canlılarının uyarılması bu sisteme verilebilecek en önemli örneklerdir. Özellikle killi toprakların sıkı bir yapı teşkil etmesi bitki besleme ve geliştirmede ciddi bir problemdir. Kil ve tuz yüzdesi fazla olan topraklarda bir kil parçacığının etrafındaki artı değerlikli yük, diğer parçacığın düz yüzeyindeki eksi değerlikli yükle birleşmektedir. Bu durum oldukça sıkı üç boyutlu bir yapı oluşturmaktadır.
Hümik asitler her bir kil parçacığının etrafında film yaparak bunları birbirinden ayırmaktadır. Böylece havadaki oksijen köklere ulaşmakta, bitki besin çözeltisi için gerekli su miktarı bitkinin kökleri etrafında yeterli miktarda sağlanmakta ve bitkinin kökleri fıtri gelişimini tamamlamaktadır. Suyun toprağa nüfuz edişinin kolaylaşması iki şekilde gerçekleşmektedir. Birinci durumda hümik asitler tuzları çözmekte ve onları kil parçacığının yüzeyinden uzaklaştırmaktadır. Sonuçta oluşan eksi değerlikli yük kil parçacıklarının birbirlerini itmelerine neden olmakta ve böylece toprak gevşemektedir. İkinci durumda hümik asitlerin bünyelerindeki karboksilik (-COOH) gruplar artı yüklü parçacıklar ile bağlanmaktadırlar. Bu artı yük iyonların (tuzların) çözünmelerini ve kil parçacığı üzerinden uzaklaşmasını sağlamaktadır. Hümik asitler suyun topraktan buharlaşmasını yavaşlatmaktadır. Bu durum kilin hiç olmadığı veya kısmen az olduğu ve su tutma kapasitesi olmayan kumlu topraklar için önemlidir. Suyun dipolar molekül olması ve elektriksel olarak da nötr olmasından dolayı oksijen içeren molekülün sonu bir iyona gevşek olarak bağlanmaktadır.
Su molekülünün eksi yüklü kısmı veya hidrojen bir miktar nötrleşmektedir. Sonuçta hidrojenin bulunduğu yerin artı çekim gücü artmaktadır. Diğer su molekülünün oksijen bulunan yeri (eksi yük) hidrojenle birleşmektedir. Bu durum su molekülünün çekim gücü bitene kadar sürmektedir. Ayrıca hümik asitler iklim şartlarına göre toprağın rengini daha koyu renklere dönüştürme özelliğine sahiptir. Böylece toprağın ısı şartları da değişmiş olmaktadır. hümik asitlerin kolloidal yapısı ve ana fonksiyonel grupların hidrofilleşmesinin yüksek seviyede oluşu onlara tutkal özelliğini vermektedir. Birçok araştırmacı, bundan dolayıdır ki, hümik asit uygulamalarından sonra toprağın su tutma özelliğinin geliştiğini ve kurak bölgelerde bunun etkili olduğu gözlemlemişlerdir.
Tarım ilaçlarının etkisi
Pestisitler (tarım ilaçları) toprak hümik asitleri ile reaksiyona girmekte ve kompleks reaksiyonlar oluşturmaktadır. Bazı pestisitler hümik asitlerle hareketsiz hale gelmekte ve pratikte çevrede yok olmaktadır. Bu durumlarda hümik asitler organik maddece zayıf kumlu topraklarda fazla pestisitleri etkili bir biçimde bertaraf etmektedir. Hümik asitlerle pestisitler arasında bilinen kimyasal işlem adsorbsiyondur. Bu işlem pestisitin kimyasal yapısına bağlı bir hızda toprağa bırakılması ile izlenmektedir. Pestisitin yok olması kısmen toprağa bırakılma oranı ile belirlenecektir. Hümik asitler bu durumlarda topraktaki pestisit konsantrasyonu kontrol etmek için ve çevreye yapabileceği zehirleyici etkisinden sakınmak için kullanılabilmektedir. Başka bir konu ise hümik asitlerin pestisitleri taşıması olayıdır. Pestisitlerin bazıları hümik asitlerle kompleks oluşturmaktadır.
Tarımsal kullanım için hümik asitli gübreler leonardite cevherinin madenden alınması ve ‘ekstraksiyon işlemi yapılması ile elde edilmektedir. Ortaya çıkan ürün ise bünyesinde cevherden gelen küçük miktarda mineral madde bulunduran önemli miktarda organik maddedir. Hümik asitli gübreler (humat konsantrasyonları) geleneksel organik madde kaynaklarının yerine kullanılması ile uzun periyotta bir çok avantajlar sağlamaktadır. Hümik asitli gübreler doku besin dengesi, besinin bitki organlarına transferi, üst aksam ve kök gelişimi, ürün verimi ve kalitesi için dikkate değer etkiler elde etmektedirler. Özellikle hümik asit içeren bu tür gübreler organik maddece fakir topraklarda daha etkilidir. Hümik asitlerin verildiği bitkilerin karakterleri özellikle kumlu topraklarda kök gelişimi açısından diğerleri ile kıyaslandığında çok büyük farklılıklar göstermektedir.
Geleneksel tarım işletmeciliğinde toprak verimliliği organik atıkların (hayvan gübresi gibi) döngüsü üzerine temellen dirilmişti. Kısmen kompostlanmış organik maddenin toprağa verilmesi bitki gelişimini sağlamaktaydı. Fakat sonraları daha çok verim elde etmek için inorganik gübrelerin kullanımı ve popülaritesindeki hızlı artış üreticileri toprağa kimyasal gübre vermeğe yöneltmişti. Bitki beslemede inorganik gübrelerin öneminin anlaşılmasının üzerine tarımsal verimde de ilk zamanlarda hızlı gelişim gerçekleşmekte idi. Sonuçta toprak organik maddesinin önemi unutulmuş ve toprakta bitki beslemesi bakımından zamanla problemler artmıştı. Bu nedenle, dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde organik madde toprağın zafiyeti nedeni ile tekrar düşünülmeye başlanmıştır. Özellikle hümik asitli gübrelerin toprağa verilmesi ile ileri bitki gelişimi ve toprak verimliliği sağlandığı anlaşılmıştır.
Gübrede kullanımı
Hümik asitli gübrelerin hazırlanması ve uygulanmasındaki metotlar hakkında birçok araştırmaya ihtiyaç vardır. Hümik asitli gübreler beslemede ana gübre olarak düşünülemez. Sadece bu gübrelerin makro elementler olan azot, fosfor ve potasyum ile diğer ikincil ve iz elementlerin bitki tarafından alımında uyarıcı etkisi olduğu gözlenmiştir. Hümik asitli gübrelerin kullanımında büyüyen bir ilgi mevcuttur. Bu şu faktörlerle alakalandırılabilir: organik tarımın yaygınlaşması, inorganik gübrelerin toprağa ve içindeki canlılara zarar vermesi, inorganik gübrelerin yer altı kaynaklarını kirletmesi, sadece kimyasal gübre kullanımı ile mahsul veriminin düşmesi ve toprağın kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin sürekli bozulması. Ayrıca inorganik gübre imalatı için gerekli ilk yatırım maliyeti, hammaddesinin ithal edilmesi; buna bağlı olarak işletme maliyetlerinin yüksek olması ve gerekli enerji ihtiyacının yüksek olması da önemli olumsuzluklar olarak düşünülmektedir.
Diğer kullanımları
Hümik asitler sadece tarım alanında kullanılmamaktadır. Günümüzde ucuz bir kaynak olarak bir çok sektörde hızla kullanılmaya başlanmıştır. Bu sektörlerin başında çevre teknolojileri, sondaj teknolojileri, tutkal, boya, baskı mürekkepleri, kazan besi suyu şartlandırıcıları gibi kimya teknolojileri gelmektedir. Ayrıca kanatlı ve büyük baş hayvanlarda hastalıklara karşı mukavemet sağlamada, yenilen yemlerin ete dönüşümünde, süt veriminin artmasında,yumurta kalitesinde ve buna benzer birçok faktörlerde ciddi faydalar tespit edilmiştir. En şaşırtıcı neticeler ise insan sağlığı üzerine yapılan çalışmalarda elde edilmiştir. AİDS başta olmak üzere astım, bronşit, grip, mide rahatsızlıkları, böbrek taşı ber tarafı, hemoroit, deri kanseri, kan kougulantı, kansızlık, aşırı uyku, iştahsızlık gibi tıpta oldukça yaygın karşılaşılan problemlerin çözümünde önemli bir yer tutmaya başlamıştır.
Hümik asitlerle ilgili çalışmalar tüm alanlarda hızla devam etmektedir. Doğadaki bu mükemmel maddenin bulundukları bölgelere göre farklılıklar arz etmesinden dolayı daha keşfedilmeyi bekleyen birçok bilinmeyi bulunmaktadır.
Hümik Asit Yararları
FİZİKSEL YARARLARI
-
Toprağın yapısını iyileştirir. Hafif ve kumlu topraklarda su ve besin kaybını önler. Aynı zamanda parçalanma ile bu toprağı verimli hale getirir. Ağır ve yoğun topraklarda , toprağın havalanmasını ve sütürüktürel sorunların yaşanmamasını sağlar.
-
Sıkı bünyeli topraklarda toprak işlemeyi kolaylaştırır.
-
Toprağın yarılmasını engeller yüzey suyunu kaybolmasını ve toprak erozyonunu önler. Bunu kolloidlerin birbirine bağlanma gücünü artırarak yapar.
-
Ağır bünyeli topraklarda yani kil miktarının yüksek olduğu topraklarda toprak bünyesinin hafiflemesine ve havalanma kapasitesinin artmasına yardımcı olur.
-
Toprağın su tutma kapasitesini artırır.
-
Toprak renginin koyulaşmasını sağlayarak güneş ışınlarının tutulma miktarını artırıp, toprağın çabuk ısınmasını ve erken tava gelmesine yardımcı olur.
KİMYASAL YARARLARI
-
Asidik ve bazik toprakların nötralize eder. Toprak pH sını düzenler
-
Besinlerin ve suyun bitkiler tarafından alınmasını kolaylaştırır.
-
Toprağın tampon lama özelliğini artırır.
-
Metal iyonlar için alkali şartlar altında şelat görevi görerek ve bu iyonların alınmasını kolaylaştırır.
-
Toprakta organik ve mineral madde açısından zenginleştirir.
-
Suda çözünen anorganik gübreleri köke yakın bölgelerde tutar ve onların suyla yıkanıp gitmelerine izin vermez.
-
Oldukça yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir.
-
Fotosentez için gerekli olan makro ve mikro bitki besin elementlerinin alınabilecek şekle gelmesine yardımcı olur.
-
Azotun bitkiler tarafından alınmasını iyileştirir.
-
Fosforun Ca, Fe Mg, ve Al gibi iz elementlerin reaksiyonlarını azaltır ,bitkinin ulaşabileceği ve alabileceği forma getirir. Özellikle mineral gübrelerin verimliliğini artırır.
-
Toprağın karbondioksit salınmasında yardımcı olur ve bunu fotosentezde kullanılmasını sağlar.
-
Bitkide mikrobikti besin elementlerinin alınmasını kolaylaştırdığı için bu elementlerin noksanlığından kaynaklanan kloroz olaylarını engellenmesine yardımcı olur.
-
Topraktan kullanılan ilaçlar ve gübrelerin toksit etkilerini azaltır.
BİYOLOJİK YARARLARI
-
Bitki enzimlerini uyarır ve üretimini artırır.
-
Birçok biyolojik proseste organik katalizör olarak davranır.
-
Toprakta istenen mikroorganizmaların üremesini ve büyümesini uyarır.
-
Bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır.
-
Bitkilerin bitki besin elementlerinin kökten alınmasında yardımcı olur .
-
Fotosenez için gerekli olan aminoasit ve klorofil için gerekli olan bitki besin elementlerinin alınmasına yardımcı olarak büyümeyi ve bitkilerin sağlıklı görünmesini sağlar.
-
Bitkinin mineral ve vitamin muhtevasını artırır.
-
Bitkilerde hücre duvarının kalınlaşmasını sağlar ve böylece stoklama süresi ve yarı ömrü uzatır.
-
Çimlenme yüzdesini artırır.
-
Hücre bölünmesini artırarak bitki büyümesini uyarır. Daha fazla biyokütle üretir.
-
Kök sisteminin gelişmesini artırır ve kuru madde miktarını artırır.
-
Verim kalitesini artırır , ürünlerin fiziksel görünüşlerini ve besin değerlerini iyileştirir
EKOLOJİK YARARLARI
Yüksek hümik asitli topraklar düşük nitrat süzülmesini ve optimum besin etkisini garanti eder.
Toprak tan uygulanan nitratlı gübreler ve pestisitler sulama suyu yardımıyla topraktan yıkanarak yeraltı sularına karışarak yer altı sularını kirlenmesine neden olurlar. Hümik asit ihtivası yüksek olan topraklarda bu yıkanma minimum düzeye iner ve böylece yer altı su rezervlerinin kirlenmesi engellenmiş olur.
Hümik asit toprağa aşırı derecede uygulanan mineral gübrelerin sonucunda toprakta oluşan tuzlanmayı azaltır. Bu tuzlanma genç bitkilerin köklerinin yanmasına ve toprakların çoraklaşmasına neden olmaktadır.
Hümik asit toprak erozyonun engellenmesinde de etkilidir, bunu iki şekilde yapar.
-
Toprak kolloidlerinin birbirine bağlanma kabiliyetlerini artırarak.
-
Bitki büyümesi ve kök gelişimini artırarak.
Hümik Asit etkileri Kısa Kısa...
Bitkisel ve hayvansal kökenli organik materyaller toprakta mevcut mikroorganizmaların enerji kaynağıdır. Mikroorganizmalar organik maddenin yapısında bulunan karbonhidratlar (selüloz, nişasta, hemiselüloz, şeker, pektin vd.), protein ve diğer organik bileşiklerin tamamını ve bir kısmını enzimatik reaksiyonları sonucu enerjilerini elde etmek enzimatik reaksiyonlar sonucu ayrıştırırlar.Ayrışma işlemi esnasında organik materyalin yapısında bulunan azot, fosfor, kükürt ve magnezyumun bir kısmı ve tamamı CHO zincirinden ayrılarak serbest hale gelir.Organik materyalde bağlı olarak bulunmayan diğer tüm bitki besin elementleri de bu ayrışma olayı esnasında açığa çıkarak toprağa geçer. Mikroorganizmaların ayrıştıramadığı ve toprağın verimliliğini önemli derecede etkileyen, kimyasal yapı bakımından oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan maddelere topluca humus adı verilmektedir. Humus maddesi hümik asit, fulvik asit ve ulmik asit olarak kısa ve uzun karbon zincirine sahip bileşiklerdir. Organik materyallerin ayrışması sonucu meydana gelen hümik ve fulvik asitlerin yapısında fonksiyonel aktif atom grupları bulunmaktadır.
İşte bu aktif gruplara sahip olan hümik asitler toprağın verimlilik öğelerine ve mineral gübrelerin etkinliği üzerine olumlu yönde etki yapmaktadırlar.Organik materyallerin toprağın verimliliğine olan etkilerini üç ana grup altında toplamak mümkündür.
Leonardit ( ve humik asit ) her türlü toprakta etkilidir. Ancak, organik maddece zayıf topraklarda ve / veya yüksek pH derecesine sahip alkali ( bazik ) topraklarda kullanımının çok daha fazla önemi vardır ve çok daha fazla yararlı olmaktadır.
Hümik asitler ve besin elementleri toprakta fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkiler göstererek toprak verimliliğinin arttırılmasında bitki beslenmesi ve gelişiminde şaşırtıcı yararlar gösterir. Avrupa Birliği 2092/91 sayılı Organik Tarım Yönetmeliğinde kullanımı önerilmektedir. Kök gelişimini hızlandırır ve kök sistemini güçlendirir. Zedelenmiş kökleri iyileştirir. Çiçeklenme, yaprak gelişimi ve bitki büyümesini artırır. Kök bölgesi aktivitesini artırır. Bitkilerin iştahını yükselterek besin alımını artırır ve düzenler. Bitkinin Azot, Fosfor, Potas ve İz element kullanma yeteneğini arttırır. Klorofil gelişimini ve Fotosentezi artırır. Ürün verimi ve kalitesini artırır, ürün raf ömrünü uzatır. Hasatta erkencilik sağlar, erken olgunlaşmayı artırır. Bitkinin hastalıklara, zararlı haşerelere, pestisit tahribatına, strese, toza, soğuğa ve kuraklığa karşı dayanıklılığını artırır. Hümifikasyon sonucu bünyesinde oluşan doğal bitki hormanları ve antibiyotikler bitkilerin sağlıklı ve hızlı gelişimini sağlar, enfeksiyon hastalıklarına karşı direncini artırır.
Toprakta doğal olarak bulunan ve toprak organik maddesinin “Humifikasyon” veya “Huminleşme” adı verilen reaksiyonlar sonucu değişime uğramasıyla ortaya çıkan ürünlere genel olarak Humin maddeleri adı verilir. Bu maddelerin topraklar üzerine olumlu etkileri şöyle sıralanmaktadır.
-
Bitki besinleriyle organik yapı oluşturulması,
-
Bitki besin maddesi, özellikle fosfor, azot ve kükürt alımını artırması,
-
Toprak mikrobiyolojik aktivitesini artırması,
-
Minerallerin çözünürlüğünü artırarak bitki besinlerinin açığa çıkmasını sağlaması,
-
Toprak yapısını iyileştirmesi,
-
Azot, fosfor, kükürt ve çinkoyu bağlayarak depolama etkisi,
-
Toprak su tutma kapasitesini iyileştirerek mevcut sudan bitkilerin en verimli şekilde yararlanmasını sağlaması,
-
Humik asit hücre uyarıcısıdır ve hücre bitki besin maddelerinin alımını kolaylaştırır. Bu yolla köklerin besin maddesi alımı yüzde 30 kadar artabilir.
-
Topraktaki toksinlerin uzaklaştırılması,
-
Yüzde 5’e kadar ulaşan azot kapsamıyla azotlu gübre ihtiyacını azaltması
Humin maddelerinin özellikle azotlu ve fosforlu gübrelerin parçalanmasını sağlayarak bitkilerin bunlardan yararlanma oranını artırması konumuz açısından üzerinde durulması gereken özelliklerdir. Ancak, bu özelliğin yıkanma koşullarında gübreden olan kayıpları da artırdığını göz önünde bulundurmak gerekir.
Humik asit ve lignin selüloz gibi maddeler de çamurda bulunur. Bunlar cilt üzerinden emilerek hem cilt üzerine iyileşme etkisi yapar, hem de vücuttaki bağışıklık sistemi üzerine ciddi etkileri söz konusudur.
Saçın dökülmesine ve yeniden çıkışına en faydalı organik olan “Hümik Asit” bulunmaktadır
Çamur içerdiği bio minaraller, vitaminler, humik asit, linginin, humin, petkin özellikleri cildi yenileyen hücreleri harekete geçiriyor ve cilde doğal bir güzelliğe kavuşturuyor. Derideki atık toksinler atılıyor artık derilerin vücut tarafından atılması sağlanıyor
Deneme sonucunda katı hümik asit yerine sıvı hümik asit kullanımının ve yetiştirme ortamlarının besin maddesince zenginleştirilmesinin fide gelişiminde önemli etkiler gösterdiği tespit edilmiştir.
Kaynak:http://www.humikasit.info

